Tag Archives: Türk kahvesi

Aşk acısını seller alsın götürsün..

Standard

Geçen hafta annemle bir kafede Türk Kahvesi içmiş, tadına bayılmıştık.. Garsona bu kahvenin paketli şekilde satılıp satılmadığını sorduğumda 25 TL olduğunu söyledi?! ” Yani yuh 100 gr.  kahve 25 tl ise , beni Mehmet Efendi Mahdumları paklar ” dedim.. Daha sonra anladık ki garson kahvenin değil fincanın fiyatını sorduğumu sanmış?! Neyse kahvenin gerçek fiyatı 8 TL imiş ama ben zaten gerekli kabalığı ” yuh ” diyerek göstermiştim 🙂 artık geri dönüşüm yoktu 🙂

Neyse annemde bu şirin (!) olayı çok yakın dostu Fatma ablaya anlatmış, Fatma ablanın kızı Merve’de bu acıklı hikayem karşısında okuldan dönerken Kadıköy’den benim için taze kahve çektirip akşam elinde kahvesiyle din- dan – donnnn  bize geldi 🙂 (pardon bizim zil gırtlaklanmış kuş gibi ötüyordu değil mi? Cik ciiiiiiiiiiiiik cik cik cik ciyaaaavk…)

(Sana mı dedik ?! )

Kızım gir içeri yok girmez,kahveyi bırakıp gidecekmiş..Neyse zor bela girdi, hadi yemeğe ,yok vallahi ben  aç değilim , ” aaa ben annene babana benzemem ,döverim ha ! Hadi geç bakiiiim!! ” ( Ne kadar naif ve sabırlıyım maşalaah -Buarada Merve koca kazık 22 yaşında : ))) ) 

Neyse , meğer bizim kız aşk acısı çekiyormuş ,sevgilisinden ayrılmış… Oyy kıyamam..Aynı yollardan geçeli yıllar olmuş bu sorunlar şuan bize leblebi çekirdek gibi geldiği için ,benim için böyle bu konulara uzaktan carlamak kolaydı tabii..Bir ara ben gamsız çapsız yorumlar yaparken ,Cenk kafasını yana yatırmış öyle bir bakıyordu ki ,birden bire Cenk’in ” iyi de sen değil miydin  “Cenk n’olcaz biz böyle 😦 ben İstanbul’da sen İzmir de vallahi ben bıktım..Hüüüüü nolcaz biiiğğğzzz” diye zırıldayan?! ” Ay öyleydim ama geçti bitti işte, bak kavuştuk beyhudeymiş ağlamalar..

Cenk’in İzmir’de , benim İstanbul’da olduğum dönemde , bir gün Cenk sürpriz yapıp bir günlüğüne İstanbul’a gelmişti.

Sabah geldi bütün gün beraberdik akşam otobüse bindi gitti.. Ben de kös kös eve dönerken annem ve diğer bir kaç yakın arkadaşının üst katta oturan Fatma ablanın balkonunda çay keyfi yaptıklarını görmüş, eve uğramadan direkt oraya gitmiştim.. Oturdum Fatma ablacığım tam bana çay koymaya hazırlanırken , “ee anlat bakalım neler yaptınız??” dedikleri annnn.. Ben başladım “beeeeğğğğğğğğğğğ çok mutsuzum ,gitttiiiiiiiiii:((((( harıl,şarıl ağlamaya…Ertesi gün kahve saati bize geldiklerinde Fatma Abla’nın başında baş ağrısını azaltmak amaçlı ,bant haline getirilmiş bir eşarp “ay seni öyle gördüm ya akşam , ben de aynı şeyleri yaşamıştım onlar geldi aklıma..Sana da çok üzüldüm.. Derken Aysel Teyze geldi “ah Ebrarcım dün akşam çok üzüldüm seni ağlarken görünce.. Biliyor musun ben de aynı şeyleri yaşamıştım.. O günlere geri döndüm 😦 ” Yalnız ben ağlayıp ağlayıp rahatlamış , eve gider gitmez güzel bir banyo yapmış ve güzel bir uyku çekmiştim..Aynı konuları neden açıyorlardı şimdi değil mi?? 🙂 (sorunlu kişilik 🙂 )

Neyse ,dün gece Merveyle uzun konuşmalar ,esas sorunu anlamalar ve ” aman beee bu yaşta bu sorunlarla mı uğraşacaksın ,terket boşveeer! ” diye uzaktan kolay kolay konuşmalar sonucunda , Merve’nin bu gece’den çıkardığı ders ” ama çok seviyoruuuuuooooğğğm!” dan başka bir şey değildi muhtemelen ..

Ne demiş mevlana “Kısmet ederse Mevla ; El getirir,yel getirir,sen getirir..Kısmet etmezse Mevla ; El götürür ,yel götürür,sel götürür.. Yani kısaca özetleyecek olursak, bir şeyin olacağı varsa sen istemesen de olur, olmayacak sa yırtınsan da ,delirsen de olmaaaaz..

Akışına bırak ,yoluna bak.. Dönerse senindir dönmezse Allah cezasını versin..

(Sen nerden çıktın gene?! Valla korktum ben senden  bırak peşimiii!! )

Şaka bir yana acıyı ertelemek çok yanlış.. Zamanında yaşayın ,ağlayın , zırlayın ,1 gün boyunca ,bir hafta boyunca… Ama sonra yüzünüzü yıkayın, silkelenin ve önünüze bakın.. Ara sıra olmadık yerlerde bir şarkı duyduğunuzda kafanıza dannn diye bina düşmüş gibi hissedebilirsiniz ama telaş yapmayın anlıktır , geçer 😉 Aşk acısından kimse ölmemiş..

Güzel günler , güzel aşklar hepinizin olsun.. Giden gider yerine bin kat iyisi gelir hiiiiiç merak etmeyin..En büyük derdiniz Zara’daki pantolonun bedeninin kalmamış olması olsun 😉 Çok mutlu günler sizin olsun..

Reklamlar

Çankaya Palace’da Yaz Temizliği

Standard

Cuma günü daha ofisteyken ,bütün haftasonu planlarını iptal ettim, eşe dosta haber saldım ,bütün psikolojimi hazırladım ;bu hafta sonu evi yaz sezonuna açacaktım 🙂 Cumartesi sabahı erkenden kalkıp bütün yatak odasını ortaya döktüm ,çekmeceler ,dolap içleri ,bütün eşyalar ortada birleşti..Ortadaki bu parti havasında eşyalarım dile gelse beni epey çekiştirirlerdi ..(Bahar bitti hala kış modundan çıkamadı ruh hastası!? – Çıktım şekerim çıktım çoktan da yazlıklara 1 tam gün lazım ki düzenlensin..Vakti bulamadım ne yapayım yani?! ) Neyse,kışlıklar bir yandan yıkandı kurutuldu ,üst raflara yerleştirildi..Yazlıklar büyük bir keyifle aşağı indirildi..Beyaz pantolonlar sırayla törene hazırlandı..Rengarenk elbiseler uyumlu takılarla kombine yapıldı..Sedefli, incili ,boncuklu takılar ortaya çıktı..Buarada sizin için de kombinler hazırladım 😉 Yaşasın sanal alem 😉

Ayakkabılar kutulardan çıkarıldı..Kombinler yapıldı..Oooh herşey yaza hazır ..Tabii bu karmaşada Cenk’in meşhur deri eldivenelerini de bulmam harika oldu:) Eldivenler bütün kış arandı duruldu,yok yok..Hatta öyle senaryolar geliştirdim ki suçluyu buldum bile..Geçen yaz evimize giren hırsız eline giymiş, çalacağını çalmış sonra da eldivenlerle birlikte defolup gitmişti..En son buna inanan Cenk de umudunu kesmişti zaten.. Bütün kış AVM ‘lerde deri eldiven aradık , maalesef O’nun istediği gibi bulamadık..( ..Yok dikişi yandan gelecekmiş,kaba durmayacakmış,tam saracakmış..O eski eldivenlerini istiyormuş..Onlar muhteşemmiş..Elini tam sarıyor ,%100 dana derisi olmasına rağmen kokmuyormuş..Höh yani..Nereden bulayım ben sana aynısını..Gerçi bana göre hepsi aynı ya neyse..) Velhasıl  alakasız bir yerden çıktı ya neyse anlatmayayım o kadarını 😉 ..

Bugünse kendimize tatil ilan ettik..Dinlendik..Bütün gün koltuklardan koltuk beğendik ,bir üçlü koltuk, sonra ikili koltuk yok sen kalk ben yatıcam ,yok banane ben oraya sığmıyom (şiveden anlaşılacağı Cenk’den gelen İzmir kokan bir cümle 🙂  ) derken kahvem tuttu…

– Ceeenk Türk kahvesi yapsam bayılırız dimi?

-Ebrashca ben kahve sevmem ve içmem..

-Hatır için çiğ tavuk yenir Cenk 😦

-Ben çiğ tavuk da yemem Ebrashca..

– Öff anladık  zıkkım, iyi kendim içerim 😦

Böyle sevgi dolu bir ortamda kahvemi yaptım ve Türk filmi eşliğinde bir pazar gününü de güzelce bitirdim..

(Ahh bu made by Ebrashca lezzeti nasıl olur da sevilmez…)

Falımda çıkan koca devenin hayırlara gelmesini diliyor,kafamın üstünde çıkan kafamdan daha büyük kuşun heyecanlı ve mutlu haberler getirmesini istiyor ve arka arkaya çıkan iki uçağın bizi harika yerlere götürmesini yürekten diliyorum..

Bir hafta daha böylece bitmiş oldu..Hepinize bol güneşli ve mutlu haftalar..Fallarınızın ve rüyalarınızın en güzelleri vakit kaybetmeden çıksın 🙂 İyi haftalaaaar 🙂

Şöyle misss gibi bir Türk Kahvesi ;)

Standard

Her anne gibi benim annemde çocukken “ hımm! Kızlar kahve içmez kararırsın!! ” lafını kafama çakıp ,o muhteşem lezzeti yudumlardı.. Doğuştan gelen esmerliğim sebebiyle ” biraz daha kararırsam , daha ne hale gelirim acaba? ” Diye korkudan kahveye göz ucuyla bile bakmazdım.. Sonuçta beni her görenin ilk tepkisi ” ayyy sevimli kara kız!! Ne güzelsin kara kız seni gidi?! ” idi..Yani kara olduktan sonra sevimli ya da güzel olmanın ne anlamı vardı???

Bu , kahve içince kararma düşüncesi benimle birlikte  üniversiteye kadar geldi..Taa ki üniversitede kızlar,fallar filan derken kahve bir alışkanlık halini aldı.. Kızlarla herşeyimizi birbirimize anlatıp ,sonra da bildiğimiz konular üzeirnde fallardan yorum yapmak , çaresizliğimizin tek örneğiydi..Sonuçta Gülin’in benim hoşlandığım çocuğu tanıması ,akşamına falımda da onu bire bir tarif etmesi sonucu verdiğim içler acısı tepki “ay kısııııııııım senin falların accaip çıkıyo yeaaa !!! ”

( Yanında da çikolata kaplı çifte kavrulmuş lokummmm 😉 ) 

Sonra okullar bitti..Herkes evlere dağıldı..Ben kızların fal performansını hep annemden de bekledim.. Ama sonuç fiyaskoydu, çünkü annem fala itibar etmediği gibi şekilleri de benzetmede pek başarılı değildi..Örneğin kafasıyla ,hörgücüyle deve olan bir şekli köpeğe benzetebilir, o kısmetli şeyden bir düşman çıkarabilirdi..Ya da ağzını dev gibi açmış ,kanat çırpan ve dehşeyle bakan bir  baykuştan ” sana çok güzel kuş var kanat çırpıyor ,haber geliyor ” benzetmesi benim o gün itibarıyla gelen her telefonu ” acaba kim öldü yaaa 😦  ” diye tetikte açmama sebep olurdu..

( Sana demedim cici baykuş 🙂 )

Şimdiyse ,hayat..Gerçekler..Olabilecekler ya da hiç olmayacağını düşündüğümüz anda gelen sürprizlerle fala mala ihtiyacımızın olmaması isabet oldu..Zira sağımda solumda beni doyuran bir falcı olmadıktan sonra ,annemle de bu iş yürümeyeceğine göre kimden medet umacaktım? Bilen biri olunca ara sıra baktırmak eğlenceli ama fazlası zarar hep olduğu gibi ; )

 Güneşli bir İstanbul günü hepinize mutluluk versin , büyük sürprizler gelsin, umudunuzu kestiğiniz şey bugün gerçekleşsin 😉 Keyif kahveleriniz olsun 😉