Tag Archives: şikayet

Hamam Gülleri :)

Standard

Bundan 2 yıl kadar önce Sema Londra’dan dönmeden 2-3 gün önce telefonda konuşurken , en çok neyi özlediğini sordum, gelir gelmez canım arkadaşımla en çok neyi özlediyse onu yapalım istiyordum..Ben yeme içme, gezme filan söyler diye beklerken ” Yaaa Eboş yaa şöööyle güzel bir hamama gitsek , bi güzel keselensek de ben şu üzerimdeki Londra kokusundan kurtulsam ne dersin ?!” Hımm fena fikir değildi.. ” Tamam canım arkadaşım doğru adrestesin , ben süper bi organizasyon yapıyorum ve güzel bir hamama gidiyoruz ” dedim..

Tarihi bir hamam olmalıydı .. Süper bir araştırma sonunda şuan adını buradan veremeyeceğim bir hamam buldum, herşeyi ayarladım ,Semacığım geldi , evet konuşurken donup kalması ( birden Türkçe kelimeleri unutuyordu) ve yağmur botlarıyla buram buram Londra kokuyordu ve biran önce bizi hamam paklardı 😉

Birkaç gün sonra gerekli hazırlıkları yaptık ,aldık çantalarımızı düştük yollara..Gitmeden önce araştırdığımda yiyecek içecek satılmadığı ve yanımızda götürebileceğimizi söylemişlerdi..Ben de sanki Kerbela’ya gidiyormuşuz da açlıktan ölecekmişiz gibi  elime ne geçirdiysem çantaya attım.Hadi yiyecekler ,sandviçler neyse de neden 1 litre kolayı termosa koyduğumu hala anlamıyor ve aslında hatırlamak da istemiyorum…

(Hayal ettiğim yer burası gibi bir yerdi.. )

Hamam’ın olduğu yere vardığımızda daha tabelasından nasıl bir yere gittiğimizi anlamış olmalıydık..Tek bir çiviyle tuturulmuş yamuk bir tabela, rengi kaçmış ve yanında da taa Nuh Nebi’ den kalma sunny gazozlarının reklamı var..Kapıdan girdiğimizde uzun bir ara yoldan sonra ,kış ayı olmasına rağmen sinekler uçuşan bir avluya çıktık ve hemen sağdan içeri girdik..Daha ne olduğumuzu anlamadan , karşımıza kısa boylu ,çok şişman ,altında beyaz uzun donu ve koskocaman  iki memesi olan çıplak bir teyze çıktı?! Hadi orası hamamdı bu görüntü normaldi belki , ama teyzenin karnında sanki koca bir ekmek bıçağı saplanmış da , bir de içeride döndürülmüş gibi bir ameliyat izi vardı..Deşmişler teyzeyi..Teyze olanca sempatisini kullanarak  “aAAA Kızlar geldiii..Kızlara 2 oda veriiiin!” diye ellerini şaklattığı an ,” Töbe bismillah Kıs Sema biz nereye düştük???! dedim! Semayla birbirimize iyice kenetlendik ve ” ay yok bize tek oda yeter ” dedik..Yahu basiret mi..Salaklık mı..Hala şaşırıyoruz ..Aklımıza koyduk ya o gün o hamama girilecek..

(Hamama gidince böyle olucaz sanmıştık herhalde 😉 )

Eşyaları koymak ve hazırlanmak için bir odaya girdik ,kabin desek daha doğru, kapısı tekme tokat kapanıyor, aslında kapatmaya da pek gerek yok çünkü altı kırık ..Yani biri eğilse baksa maşallah Allah ne verdiyse görür…Neyse hazırlandık, hamam kısmına geçtik, bizden başka herkes mutlu, oooh dansöz mü ararsınız, hayat kadını mı..Yaşça daha büyük teyzeler o buharda saçlarını boyamış, bir kenarda süre dolduruyor ?!..Sema’yla birbirimize baktık  ” aaay geldik o kadar hiç moralimi bozamam ” dedi , çıkardı Made in london yazan şampuanlarını, cilt temizleyicilerini,duş jellerini..Elinde bir plastik ördek eksik o derece mutlu..Foşur foşur köpürtüyor bir yandan..Buarada bizim sempatik teyze meğer tellakmış, ondan yılışıyormuş bize..İleride  birini keseliyor,arada bize bakıp bir göz süzmeler,” alacam seni alacaaam ” filan gibi abuk subuk laf atmalar..  ” Sema bu kadın sapık mı?? ”   “Öff sus be salak! Kadın işini yapıyo ne vaaar ??! ” Ah pozitif ötesi Semoşum benim..

Neyse ,Semacığım  teyzeyle anlaştı kese yapacak “yok Sema ben bu teyzeden korktum istemem ” deyince Sema hemen olaya el koydu ve bana başka bi teyze geldi, benim teyze 1.80 boylarında enine boyuna bir kadın..Aldı beni ele ,biraz daha zorlasa kırılmadık kemik kalmayacak ben de..Güya masaj yapıyor ama maşallah ben de  ne kadar elastikmişim..Ayağım kafama geliyor,kolum ayak parmağıma..Allahım bitsin bu işkence…Neyse zor bela işkenceyi de tamamladık..

Hamamın geneline bakıyorum, nemden boyalar akmış ,tavan küften yeşermiş..Eh ben sizi şikayet etmez miyim..

Neyse gitme vakti geldi  paramızı ödedik (Yuhh denecek bir meblağdı ) sevinçli bir şekilde çıktık oradan ve tam kurtulduk derkennnn ,hamamın  kapısında dannn!!! Derme çatma başka bir tabela ” Pazartesi, Cuma Erkekler Günü”  Yani o  gün cumartesi olduğuna göre bir gün önce şehrin en nezih ameleleri orada bayağı güzel vakit geçirmiştir herhalde…

Eve gider gitmez bir güzel banyoya koştum , 45 dk.’ ya yakın sabunlanıp sonra da lifi çöpe attım..Sanki hamamın kokusu üzerime yapışmıştı.. (Buarada Sema orada mutlu görünse de o da ayyyynen kırklanmış:)) Neyse ,son olarak aldım lap top’ı yazmaya başladım , burası nasıl bir yer burayı kim denetliyor?? Meğer belediye denetliyormuş, hemen belediyeye yazdım, akabinde Salı günü belediyeden bir mail ,işte efendim duyarlı bir vatandaş olmamdan ötürü bla..bla..bla.. Ve aynı gün itibarı ile hamamı ,1 ay süreyle tadilata sokmak üzere kapatmışlar. İşte bu kadar .. Bir daha hamama gider miyim ASLAAA.. Gerçi her yer öyle değildir, burası ekstrem bir şekilde kötüydü..Şimdi yanlış reklam olmasın diye adını vermedim..Ama çok merak eden varsa özelden yazabilirim 😉

İşte böyle..Köpük köpük miss gibi sabun kokulu günler sizin olsun 🙂 (Gerçi akşam akşam köpükten de soğuttum sizi ya neyse 😉 )

Tüketicinin Yanında Olan Değerli Mağazalar

Standard

Bazı mağazalar tamamen tüketici memnuniyeti odaklı oluyor..İlgi alakadan başınız dönüyor..Bugünün en güzel haberi Swarowski mağazasından geldi..

Canım arkadaşım Sema düğün hediyesi olarak bana Londra’daki Swarowski mağazasından bir kolye almıştı. Düğünümden bir gece önce kaldığımız otelde “baaaak düğün hediyeeen “diye gösterdiği an aşık olmuştum kolyeye ama “sabreeeet yarın takıcam “demişti 🙂 1 gün zor bekledim neyse düğün günü taktı ve 1 ,5 sene  kadar boynumdan çıkarmadım..Sonunda aşkıma ve ilgime dayanamayan güzel kolyemin taşı düştü. (Yamuk ay şeklinde ve üzeri full taş doluydu..) Uzunca bir süre kutusunda sakladıktan sonra garanti süresinin bitimine 2 gün kala (tamamen tesadüf..) Kanyon’daki Swarowski mağazasına götürdüm ,aynı üründen yoktu maalesef ama biraz daha fark koyarak süper ötesi bir çift küpe aldım..Geçenlerde bir mağazada gezinirken küpenin biri düştü ve sapından ayrıldı 😦 Garanti süresi çoktan dolmuş olmasına rağmen “amaaan isteyenin bir yüzü kara ” dedim ve yine Kanyon’daki mağazaya gittim ,en azından tamir ederler belki diye.. ” Ah efendim ne demek ne demek aynısından getirtiriz ” demezler mi? İşte biraz önce arayan ses ” yeni küpeleriniz geldi efendim mağazamıza buyrun “de-mez- mi?  ahhh ben şimdi hoplaya zıplaya gitmez miyim ?

Bu tip bir olayı Linens’te yaşamıştım..Evlenmeden 2 yıl önce bir nevresim takımı almıştım, evlendim 2 ay sonra tüylenme yaptı ..1 sene kullanmadım ve sonra Linens’e bir mail attım , bu tüylenmeyi  nasıl giderebilirim diye..(yani mutlaka bir çözümü vardır dedim..) Aaaa bir telefon hemen getirin istediğiniz ürünle değiştirin demez mi? Yani aradan 4 yıl geçmiş, gerçi sadece 2 ay kullanmışım ama sonuç olarak sorgusuz geri istiorlar ,n fiş ne fatura hiçbirşey yok yanımda..Gittim yeni ürünle değiştirdim ve aradaki fiyat farkını almadılar bile..Sonuçta bütün mağazaların internet sisteminde bütün alışverişler kayıtlı..Yardımcı olmak istedikten sonra her türlü oluyorlar..

Bir de şu olaya bakın; Oysho’dan bir ev pantolonu almıştım , eşofmanımsı bir şey. 1 kere giydim ve aynı gün paçasının delik delik olduğunu gördüm..Muhetemelen ürünün alarm etiketi delmiştir diye düşünüp gittim..Aman Allahım ürünün faturasında 4 gün önce alınmış olduğu belli olduğu halde , kasadaki hanımefendi bir bana bir elindekine bir de bilgisayar ekranına bakıyor.. Ne varsa ekranda.. Ve elindekini iki parmağıyla tutuyor sanki vebalıymışım da giyip geri getirmişim gibi.. ” Yaaalnız şöö sööliiiiim  (şöyle söyliyim) ben bunu geri alamamam bu giyilmiiiiiş ” dedi , “e giydim tabii, giydikten sonra dısarda farkettim delik olduğunu ” neyse karşılıklı saçmalamalar sonunda ” tamam ben bunu şimdi fabrikaya yollıcam , 1 ay içerisinde geri dönüş yaparlarsa sizi ararız” ?!?!?!?  .. Peki madem dedim , mağazanın içinde dolaşıyorum bakınıyorum filan kasadan bi ses ” Hanfendi yani söyledim ama size 1 ayı bulur ” ?!?!?!?!?? “E tamam sakıncası yoksa mağazanızda dolaşabilir miyim ? !!! ” dedim. Kızcağızın o gün ne derdi vardı , ilaçlarını mı almaya unutmuştu bilemiyorum ama insanlardan tiksindiği belliydi..Sonuçta bir yüzüme kusmadığı kalmıştı..Yani bukadar tiksinecek ne vardı anlayamadım..Üzerinden 3 gün geçti ve aradılar ” gelip ürünün yerine yenisini alabilirsiniz” diye.. Yani madem bukadar kolaydı beni niye gerdini değil mi?

Mağazacılık çok zor ve bir okadar itinalı olmayı gerektiren bir iş.Sonuçta mağazacıların da başına dert olan psikopat insanlar var..Aldığı kıyafeti bir kere giyip dolaşıp, geri veren ve bunu sürekli yapan ve mağazaca bilinen psikopatlar var..O psikopatı tanıdıkları halde rezillik yaşanmasın diye  hiç sesini çıkaramayan çalışanlar var..( Mağazacılıkta hayatını törpüleyen çok yakın bir arkadaşımdan dinlediğim çok hikaye var..) Böyle insanlarla uğraştıkları için sanırım normal şikayeti olanları da zorluyorlar diyeceğim ama bir işin bir oluru vardır..Neyse dönelim yine iyi işletmelere ,Korkmazdan aldığım küçük çaydanlık 2 ay sonra su damlatmaya başladı, ben olayı bir maille uzuuuun uzun anlattım , cevap olarak adresimi istediler ,ben de içimden ” mail denen bişey var cevabı mektup olarak yazacaklar heralde saflar” dedim.. Bu iyi niyetli düşüncemden hemen 2 gün sonra yepyeni sıfır bir çaydanlık geldi eve .. Ben tabii yine teşekkürler , teşekkürler..teşekkürler.. 🙂

Bir üründen memnun kalmadığınızda mutlaka şansınızı deneyin ,yazık okadar para veriyoruz , zaman harcıyoruz..Çözümü varsa neden mutsuz olalım değil mi?