Tag Archives: seyahat

Cenkle Seyahat Etme Klavuzu

Standard

Cenk sağolsun iyidir hoştur ama maalesef Cenkle seyahat etmek için onunla “aynı dili” konuşmak gerekir..( Yani yol boyunca sesiz olmak ..Sonuçta çocuğun o yola sığdıracağı çok mühim (!) işleri vardır.. )

-Otobüs, uçak ya da gemi yolculuğu olsun ,hiç farketmez..İster yanınızda size ek 10 kişi daha olsun , Cenk bireysel seyahat sever.. Yanına kitaplarını , dergilerini , notebook’unu ve bir insanın yalnız seyahat ederken neye ihtiyacı olursa hepsini yanına alır.. Bilmez ki yanına Ebrashca’yı almak zaten o seyahati yeterli derecede renkli kılacaktır ama anlayan kiiiim..

-Sağolsun yolculuk boyunca kendisine salça olmayayım diye benim için gerekli olan çikolata, jelibon , naneli şeker vs. gibi  bütün elzem (!) şeylerden fazla fazla alır.. Araçta dağıtılacak olan çay , meşrubat vs.. leri teslim alırken , içerken yada elimde bekletirken yaşayacğım olası sakarlıklara karşı yanında  ıslak mendil bulundurur..( O ıslak mendilleri nasıl saklar nerede barındırır hep merak etmişimdir..En olmadık zamanda çat diye çıkarır..Çorabının kenarına iliştirdiğine dair söylentiler var ya neyse.. )

-Bunlara ek olarak , eğer otobüs yolculuğu ise ve herkesin önünde kendi TV ekranı olacaksa ; benim için yanında sağlam (genellikle benimkiler bozulmuştur ) bir kulaklık getirir, televizyonumu ayarlar , en güzel kanalı açar ve ses düzenimi sağlar ve sonra kendi yolculuğuna gömülür.. TV programı bittiği an : ” en şirin halimle bakıp “naber  Cenk , napıyon? ?” gibi sorularla ilgi çekmeye çalışırım.. Cenk o an kendi filminin en heyecanlı yerindedir ve elime jelibon ,leblebi ne varsa tutuşturur..

-Cenk’in valizi her zaman benimkinden bir boy büyüktür. İçinde kişisel eşyaları dışında, playstation ( sadece oyun için değil film izlemek için de alıyor) , en az 3 şişe şalgam suyu ( ay gittiğimiz yerde bulamayız filan fazla fazla almakta yarar var ?! ) ve yılın trendine ve ülkelere göre formaları mevcuttur.

-Sıra gezmeye gelir, ben sağa sola bakınırken eğer Cenk’i kaybettiysem , yakınlarda bir yerlerde mutlaka ya bir BJK store vardır ya da yabancı bir ülkeyse oranın milli takımına ait eşyalar satan bir mağazayı keşfetmiş , önden uzun bacakları arkadan sportmen kişiliği onu takip etmiş  ve sevgili eşim beni çoktaaan unutmuştur çarşının içinde..

– Gezilerde fotoğraf çektirmekten hoşlanmaz. Turistler bize gelip fotoğraf makinalarını uzattığında en kibar halini takınır fotoğraflarını çeker, olmadı bi daha çeker, karşısındakinin sempatikliğine göre ise bir de kendine göre pozlar verdirir insanlara.Tamam biz sizi çektik sıra sizde dediğimde ise , misafirlerin yanında çok ayıp bir şey yapmış çocuğun , annesinden yediği kaş göz işaretleri gibi işaretlerle beni durdurmaya çalışır?! Ben de tehtit olsun diye ne zaman iki poz veren turist görsem yanlarına ilişir fotoğrafa girmeye çalışırım.. ( Gerçi en son bu esprimi japon erkek turistlere yapmaya kalktığımda kız arkadaşları ninja kaplumbağalara dönüşmüştü bir anda ..Apuaaaa!!! )

(Tamam kıslar yaa , bırakın saçımııııııııı!!!! )

Bunun gibi bir çok örnek verebiliriz 🙂 Kendi kendine yetebilen insanları hep taktir etmişimdir, ama mutluluklar hep paylaşınca güzel ne var yani yolculukta sohbet etsek,konu darlığı mı var yani mutlaka bir şeyler çıkar değil mi?? 😉

( Buarada sevgili eşimin de hakkını yemiyim o da çok eğlencelidir de sanırım ben yolculuklarda fazla konuşuyorum 😉 itiraflar.. itiraflar.. 😉 )

Üniversite yıllarında İstanbul’a gidip gelirken mutlaka yan koltuğumda oturan şanslı (!) insana bütün hayat hikayemi anlatır ,karşılığında onun hikayesini dinler ama gideceğimiz yere vardığımızda herkes bavul alma telaşına düştüğü an bana bir hoşçakal bile demeden giden ( neden acaba? ) yol arkadaşları sebebiyle birazcık kırılmıştım. Bir okula dönüş zamanında annemler beni terminale götürürken ” ay yok valla bu defa kimseyle uğraşamam ,kimseyle muhattap olmıcam otobüste ” diye laflar etmiş , daha otobüste koltuğumu bulup yan koltuktaki kız bana gülümsediği an yeminimi bozmuş ve anlatmaya başlamıştım.. “iyi yolculuklar öğrenci misin? evet .. Bende!!! ” Daha otobüs kalkmamıştı, sohbeti bölüp otobüsün kalkmasını bekleyen  annemle babama baktığım an annemin eliyle “çen çen çen ” işareti yaptığını gördüğümde çok utanmıştım 🙂 )

Herkese harika  yolculuklar ve kafa dengi ,yol boyunca çen çen çen yapabileceğiniz yol arkadaşları diliyorum 🙂 Güzel bir Çarşamba sizin olsun , neşeli günleeeeer 🙂

Doğum Günüm Kutlu Olsuuun :)

Standard

Bugün benim doğum günüüüüm 🙂 Her yıl olduğu gibi bu yıl da yayınımda ve yapımımda emeği geçen canım anneciğime ve babacığıma beni bu sevgi (!), barış (!) ve mutluluk (!) dolu dünyaya getirdikleri için teşekkür ederim 🙂

Bu yeni yaşımda kendime , ilk önce MUTLULUK diliyorum..

Sonra AŞKımla huzurlu bir yıl daha diliyorum..

Ailemle SAĞLIK, AFİYET dolu günler diliyorum.. ( Bol  “anne yemekli” ve “baba gezmeli” )

Huzur dolu bir İŞ hayatı..

(yok bu olmadı galiba 😉 )

Heyecan dolu SEYAHATLER

Dostlarımla NEŞE dolu, EĞLENCELİ günler..

HUZUR dolu bir yaş daha..

Hepsi benim ve iyi düşünen iyi gören bütün sevdiklerimin olsun.. Nice nice mutluluklar bana ve size olsuuun 🙂 Mutlı yıllaaaar ,nice güzel yaşlar 🙂

Ljubljana / Slovenya’da bir şaşkın ördek :)

Standard

Hayatımda ilk yurt dışı tecrübem Ljubjana seyahatiyle oldu..Karlı bir mart ayında şirket eğitimi için tek başıma yollara düşecektim..Önce haritayı açıp yerini buldum ,İtalya ,Hırvatistan ve Avusturya ile komşu olan bu küçük ülke Yugoslavya’dan ayrılıp bağımsızlığını ilan eden ülkelerden..Ülkenin ambleminin ejderha oluşu güçlülüğü temsil ediyor..

 (Dolayısı ile bu sevimli (!) ejderhalardan her köşe başında görebiliyorsunuz.Bu arada sağımdaki sarışın abla eski Bulgaristan güzeliymiş..Hey Allahım boyu benden kısa nasıl güzelse 😛  🙂 )

 Bütün işlerim rast gitmişti otele geldim ,şişe dibi gözlüklü genç resepsiyonist çocuktan anahtarı aldım ve odaya çıktım..Otel 4 yıldızlıydı (güya ) ama maaşallah 2 yıldızını  ikinci dünya savaşında bırakmıştı..Köhne,basık ve kasvetli bir otel..Neyse odaya çıktım..Belli ki odanın tozu savaş zamanından beri alınmıyordu..Oda tek kişilikti ama benimle beraber kafam kadar 2 tane de örümcek vardı..Ya sabır çekerek bavulumu açtım hemen pijamalarımı giydim..Sanki şeytan dürttü ,gidip banyonun kapısını açtım..Gözlerim (bugünlerde internette dolaşan) şaşırmış  koala gibi sabit bakmaya başladı ..Banyo buhar dolu, belli ki en fazla 5 dakika önce biri banyodan çıkmıştı..Kapağı açık kalan after shave ‘e bakılırsa bakımlı bir beyefendiydi ?!?! Ve muhtemelen çok uzağa gitmiş olamazdı!!!!

(Minnoşsun sen yaaaa  :)) )

Yok yok banyoda filan değildi Allahtan.. (Annem şuan ruhunu teslim etmek üzeredir, vallahi yoktu adam filan anneciğim..  )Dolabı açtım birkaç gömlek ve takım elbise ?!!! Derken kapı çaldı !! Odanın sahibi ve resepsiyonda ki şapşal gözlüklü tam karşımdaydı..Yanlış anahtar vermiş bana..150 ayrı özürü kabul ettikten sonra pılımı pırtımı toplayıp yan odaya yerleştim..

Restorana indiğimde tanıdık bildik bir şeyler yemenin uygun olacağını düşündüm ,her ülkede mutlaka olan patates kızartmasından istedim..Global ismiyle “French Fries” dedim “Oh! kumpiğğğ” dedi amca..(Kumpir.. ) Ben de “aa kumpir mi var dedim ,vay bee kesin bizden çalmışlardır diyorum.. , patatesin  büyüklüğü nekadar oluyor ? ” diye sordum  ,işaret barmağını gösterdi..”Ay bu bana az siz bana 4 patatesten yapın” dedim o kadar açım ki  , adamın gözleri faltaşı gibi açıldı ,emin misiniz madam dedi , evet evet lütfen 4 patatesden yapın dedim..(içimden de çattık heralde parmak kadar patatesten nasıl bir kumpir çıkartıyor bunlar diyorum.. ) Neyse tamam dedi ve mutfağa gitti..Nereden bilebilirdim ki ” kumpir” in onların dilinde patates kızartması olduğunu..Adamcağız zaten patates kızartmasından bahsetmiş..Ben de kumpir yiyeceğiz diye seviniyorum..Dolayısıyla 4 ayrı dev kadar patatesten , bir salata kasesi dolusu patates kızartması geldi,gördüğüm an doymuştum zaten..

( “Ne parkediyonuz la ! ” diyor galiba.. )

Orada 4 gün kaldım,şehre 20 dk. uzaklıkta olan Domzale adında bir kasaba..Paskalya bayramı sebebiyle her taraf tavşan objeleri ve renkli yumurtalarla süslenmişti..Son gün boş olan vaktimde , şirkettekilere bir gece önce birlikte gittiğimiz alışveriş merkezine gitmek istediğimi söyledim,iş saati olduğundan kendileri çıkamıyordu ama beni bir taksi çağırıp şoföre emanet ettiler..Çok güvenli bir şehir olmadığını söylediler ve dönüşte aynı şoför amcayı bulup onunla gelmem için adamın numarasını verdiler..Adam İngilizce bilmiyordu..Allaha emanet çıktık yola..Neyse gideceğim yere bıraktı ,ben bütün gün gezdim tozdum artık gitme vakti geldiğinde adamı aramak istemedim..Adam zaten İngilizce de konuşamıyor ,ne anlatıcam telefonda..Hem n’olcak başka taksi bulurum dedim..Ve gördüğüm ilk taksiye bindim..Taksici gayet güzel İngilizce konuşuyordu..Domzale’ye gitmek istediğimi söyledim ,tamam dedi ve  hareket etti, Otobana çıktı ve son sürat gitmeye başladı…5 dk. sonra madam hangi yoldan gideceğimizi tarif eder misiniz de-mez mi??? “Aaa ben asıl bileyim?!?!??!!?! sen bilmiyor musun yolu “dedim..Ben hayatımda Domzale diye bir yer duymadım demez mi?!?!?! “Durun o zaman ben ineyim dedim,  “otobandayız inemezsiniz “dedi..

O saatten sonra yapacak birşey yoktu..Muhtemelen ormanlık bir alana gidiyoruz diye düşünüp içimden ve  Ayet_el Kürsi okumaya başladım ..Bir yandan da acaba önce tecavüz edip sonra mı öldürecek, yoksa daha ağır bir sapık olduğu için önce öldürüp sonra mı tecavüz edecek diye düşünürken ikincisi daha iyi geldi…Allah’ım benim sonum bu şekilde mi olacaktı?!??!?! Cenk’le de ayrılmıştık zaten oh olsun gazetelerde resimlerimi gördüğünde içi sızlardı inşallah!!! (Psikolojiye bak )Ben bu senaryoları yazarken , artık yüzüm nasıl bir hal aldıysa adam aynadan bakıp “madam madaaaam lütfen sakin olun buluruz yolu , hiç endişelenmeyin dedi ..Birden katilime kanım kaynadı ..Sanki iyi biriydi beni öldürmeden sadece paramı alıp salacaktı belkide..

(Katilin ,Ebrashca’yı yutma anı.. )

Neyse az gittik uz gittik ,yolda bir benzincide durup sorduk..Adam tarif etti, iyice yol aldıktan sonra birden tabelayı gördüm ” DOMZALE ” !! Allahım yıllarca ayrı kaldığım memleketimi görmüştüm sanki,o kadar sevindim ki neredeyse inip toprağını öpücem :)Sağ salim otele geldik ,şoför iyice yüzsüzlüğü ele almış nasıl döneceğini soruyor bana ,”adam herhalde gerizekalı ?!” diye düşünürken,hemen çıktım arabadan..Arkamdan bağırmaya başladı “Madaaaam madaaam!! ” ben de aklım sıra bakmıyorum..Hala bağırıyor..Off ne var ya Allahın cezası diyip dönmemle ,adamın elindeki poşetlerimi gördüm ..Torbaları yan koltukta unutmuşum ,poşetleri alıp nasıl kaçtığımı bilemedim..

İlk yurtdşı seyahati sağ salim bitmişti ama daha Ebrashca’nın yaşayacağı çok anı vardı 😉 (Arkası yarın diyorum ve bu günlük bitiriyorum 😉 )

Hepinize çok tatlı rüyalar diliyorum, dün gece rüyamda gördüğüm rüyanın hayırlara gelmesini istiyor ve hakkaten gördüğüm şeyle yorumladığım şey aynı ise aynısından hepiniz için diliyorum 😉 Bu gece de siz çok güzel rüyalar görün ve hepsi bir bir çıksın inşallah 😉 İyi geceleeeer 🙂