Tag Archives: madalyon

Boğaz Hattı Karmaşası :)

Standard

Dün akşam Semacığımla görüşecektik , Sema telefonda ” Benim canım delliii gibi Bodrummmm mantısımmm veeee  dondurma istiyooo ona göreee!!! ” diye en iştahlı haliyle aklıma çaldı.. İş çıkış saati ve köprünün bittmek bilmeyen ve Allahın cezası  yapım çalışması nedeni ile Arnavutköy’e geçmek , o an için sadece bir hayaldi.. Ama Semacığım ne yaptı etti , 1 saat içinde kendimizi Arnavutköyde ki Bodrum Mantıcısı’nda bulduk 🙂

Arabayı her zamanki gibi Kanlıca’nın ara sokaklarına park ettik ve 3 dakika sonra kalkacak olan motora doğru  koşmaya başladık.. Arnavut kaldırımlı bir yolda topuklularla koşmanın ne kadar estetik bir görüntü olduğundan ve karşıdan karşıya geçerken arabaların arasında sincap gibi zıplayışımızdan bahsetmiyorum bile.. Ama büyük çabalar  sonunda iskeleye ulaştık.. Ve 2.5 dakika sonra motor kalktı 🙂

🙂 Sanki motoru kaçırımışız da arkasından fotoğraflamışız  gibi olmuş bu resim 🙂 Arnavutköy’de indiğimizde çektim..

Hoşçakal motor , yeniliklere aç yelkenini, bıkmadın mı yıllardır Arnavutköy-Çengelköy-Kanlıca..Bas git açık denizlere.. Hadi Selametle..

Ay gaza geldim birden.. Sanırım bu yazıdan sonra denizcilik işletmeleri beni suça teşfikten dava edecek 🙂 Yok efendim ben onu ciddiyele söylemedim , tamamen iç sesim o beniiiim 🙂

(O gemi de ah ben de olsaydım , açık denizlere yol alsaydım , ahhh ah..)

Yıllar önce Semayla Bebek’e gitmiş günün sonunda yine motor kullanarak Kanlıca’dan eve geçmeyi planlamıştık.. Neyse akşam saati motor geldi bindik , öyle koyu bir muhhabbete girmişiz ki, koskoca gün yetmemiş o 15 dakikalık mesafeye sığdırmışız konuşulacakları.. Biz bir yandan konuşuyoruz , motor ise Anadoluhisarı, Kandilli  duruyor ve yolcu indiriyor..En son motorda sadece biz kalmıştık ki muhabbetin en can alıcı yerinde ,gemi çalışanlarından biri  aşağı biri geldi, ” pardon bayanlar siz nereye gidiyorsunuz???? ” Biz de aynı anda adama bakarak kısık gözlerle ve yine aynı anda en ukala halimizle , “Kanlıca’yaaa??!!! “” aslında şunu demek istedik  ” Öff ne bölüyosun yaa?! Kanlıcaya tabikiiiiiii!!!” ..

İyi de bu Kanlıca’ya gitmez, son durak Emirgan’dı..

Tabii biz hemen tavuk gibi çırpınan tipler ,ikimiz yine aynı anda   “aaa e ne yapıcaz?? Nereye gidiyo bu motor şuan da? ? ”

“Şuan Üsküdar’a gidiyoruz, gemiyi demirlicez ” de-mez mi?? ( Bilmeyenler için Üsküdar’dan o saatte bizim eve varmanın yolu .. Yok neyse anlatmıcam içiniz şişer.. )

Bizim gıdaklamamıza  genç kaptanımız beyaz kıyafeti ,şapkası ve  bütün karizmatikliğiyle aşağı geldi , biz , öğretmenine hesap veren öğrenciler gibi sus pus başladık açıklamaya ..

Adamcağız ” tamam sorun değil ben sizi Anadoluhisarı’na bırakayım ordan gidin dedi 🙂

Geniiiiiş bir açıyla geri  döndük, Anadoluhisarı iskelesinde indik (buarada iskele çoktan kapanmış ,bir yerlerden atladık yol da gösterdi sağolsun.. ) .Kaptanımıza yüzbinlerce teşekkür, bir de arkamızı dönüp  el salladık, o da bize tabii ve siren sesi ” woink woiiink ” !! ( Aptal Sema , şuan o genç yakışıklı kaptan eniştemiz olabilirdi ama nerdeee.. Sema anca “ay canım yaa ne iyi çocuktu Allah razı olsuuun” demeyi bildi..Ve eminim ” dünya ahret kardeşim olsun ” filan dedi içinden!! Neyse Sema’nın ikili ilişkilerdeki başarısı bizler tarafından malum …… şimdi ilk görüşmemizde Sema bu uzun noktaları kafama atıcak ama neyse 😉 )

( Onu beğenmez ,bunu beğenmez sonunda “kaptal mağara adamı ” na kalacak ..)

Geri dönelim dün gecemize , (şimdi yine konudan konuya atlıyosun takip edemiyoruz eleştirileri gelecek..Dikkatli okuyun ama ne yapayım konuşur gibi yazıyorum işte 🙂 ) mantılarımızı yedik ,hemen yan taraftaki Girandola’da da dondurmalarımızı hüplettikten sonra sahil turuna başladık..

Çok yıldızlı ve bol ışıklı bir İstanbul gecesi de böyle geçti..Cenkciğim hala seyahatte olduğu için anneciğimin uyku öncesi beni mıncıklamarıyla birlikte huzuuur dolu bir uykuya yattım , sabah geç kalmanın verdiği huzursuzlukla bir gün önceki koşturmalarıma yine devam ettim..Hayır bileydim milli  koşucu olurdum.. Madem ömür boyu koşacaktım değil mi? Hem belki madalyon verirlerdi 😉

Güzel bir cuma günü olsun.. Köprünün en tıkanmış haline inat , 5 dakikada takılmadan hop diye karşıya geçiriveren motorlar gibi, hayatınızın en tıkanmış noktasında birileri sizi uçursun 🙂

Sportif Faaliyetler

Standard

Şimdi beni yakinen tanıyanlar bu iki kelime “sprotif faaliyetler” ve beni yanyana bağdaştıramamışlardır..

Küçükken Allah vergisi elastikiyetimle  evin içinde türlü tuhaf hareketler yapmaya bayılırdım.. Anneciğim ne zaman mutfaktan çıksa ben koridordaki duvarda amuda kalkmış şekilde duruyor olurdum.. Dışardaysam ise mutlaka sokakta parande atıyorumdur..O yaşlarda annemden en çok duyduğum laf ise “vallahi beyni akacak bunun, kızım düz dursana !! ”

İnanılmaz hareketli , olduğu yerde durmayan bir çocuktum..Küçükken kızlarla ne zaman lastik atlasak sıra bana geldiğinde , kızların her biri ayrı bi tarafa bakardı.. Çünkü ben lastiğe başlayınca atla zıpla bitmezdi benim ki..Kızların diz arkaları lastiği uzun süre geçirmekten yara bere içinde kalır ,bense sadece aktif taraf olduğumdan gayet sağlıklı diz arkalarımla oynardım..Çünkü kondisyonluydum , evde 2 sandalyeyi karşılıklı koyar lastiği geçirir akşama kadar oynardım..

Onun dışında siyah badimi, siyah taytımı ve abimin kasketini giyer elime de tarak alır Yoca Evcimik’in ” Aboneyim Abone ” şarkısına klip çekerdim..

İşte o yaşlarda nasıl harcadıysam o enerjileri, 13 yaşından  sonra bana bir haller oldu.. Sportif faaliyetlerin hiçbiri bende durmamaya başladı..(Sanırım enerjimi yeme içme üzerine kurulu faaliyetlerde harcıyorum.. )

(Bir tane kime yeter , en az iki adet olmalı, aklımda duracağına ağzımda dursun 😉 )

Ortaokulda kızlarla basketbol elemelerine katılacağız, spor akademisine gittik, eşofmanlar filan biz de bir havalar.. (daha doğrusu bende bir havalar.. basketçi olucam ya..) Neyse hoca sırayla aldı bizi, önden basket topunu yuvarlıyor ,arkadan kimin sırası geldiyse o koşuyor ve topu yakalıyor..Hoca kişinin performansına göre bizi ayırıyor..

Orada önemli olan topu kısa sürede yakalamakla birlikte bir de sanırım teknik olarak hareketlerimize bakılıyordu..Bütün arkadaşlarım sınavı başarıyla geçiyor, hoca her geleni sağ tarafa geçiriyor..Sıra bana geldi, top önde  ben arkada , ayağımdan “pata pata” sesler çıkıyor, topu ha tuttum ha tutucam ,sonuçta topu yakalıcam ya ona odaklandım sadece?! Derken ayağım kaydı tam toparlarken kendimi,diğer ayağım kaydı , ama topu yakalıcam neredeyse ,heh sonunda yakaladım ama hoca bana kafasını sallayıp sola geç işareti yaptı..

(Yakaladım ..yakaladım..heeeeh top bendeeeeğ!!! )

Tek başıma sola geçmiştim..Vaaay diğerleri sürü gibi sağda ben solda olduğuma göre takım benim tarafımda kurulacak diye düşündüm..( O zamanlar zeka fışkırıyor tabii. .) Vakit geçiyor ama bir tuhaflık var.. Nerede kazma gibi koşan bir kız var hoca hemen sola benim tarafıma geçiriyor..Günün sonunda hoca bizim olduğumuz bir avuç sol tarafa bakıp “arkadaşlar siz evlere dağılabilirsiniz ” de-di.. Ve sağ tarafa dönüp en tatlı halleriyle konuşmaya baş-la-dı?!

Durum anlaşılmıştı , acaba ponpon kız seçmeleri neredeydi bari ona katılsaydım gelmişken..Sonuçta ben çok elastik biriydim , öyle elastiktim ki muhtemelen koşarken her bir yerim ayrı tarafa gidiyordu ki hoca beni anlamamıştı..

Bir kaç yıl sonra oturduğumuz sitede voleybol turnuvası yapıldı, sağolsun arkadaşlar beni de takıma aldılar.. Tabii benim durduğum bölüm sadece top toplayıcıların olduğu taraf..Nerede kurtarılması mucize olan yan vuruşlar var top bende.. Ama bir yanlışlık var top üzerime öyle hızlı geliyor ki, ben direk “ayyy top geliyor !!” diye sağa sola kaçışıyorum..Top gelecek de bir yerim acıyacak diye aklım çıkıyor.. Neyse ilk turnuvada oyunu biz aldık ,(tabii millet ter kanlar içinde maç yaparken ben arkada kendi kendime sek sek oynuyorum..)

ilk müsabakadan sonra biz tatile gittik, benim yerime siteden başka bir arkadaşımı aldılar.. Neyse bizim takım 3 oyun sonunda yenmiş, ve bize uzaktan som altın gibi görünen ama plastikten tapılmış birer madalyon hediye etmişler..Tabii benim yerime giren arkadaş büyük bir gururla tam madalyonunu alırkeeeen Derya ortalığı ayağa kaldırıp “o madalyon Ebrar’ın hakkı!!! Sonuçta ilk maçta o vardı!!!!!!!!!!!! “diye hakkım olmayan hakkımı arayınca ,tatil dönüşü sevgili madalyonumu büyük bir sevinçle alıp odama asmış ve yıllar yıllar boyu ise ona bakıp kendimi kandırmıştım..

Şimdi spor yapmaktan hoşlanmadığımı bir türlü anlamayan yakın çevreme sorarım , şimdi bu yaşadıklarımda benim suçum ne??

(Yorulmaya ne gerek var , topa sarılıp uyumak en güzeli.. )

Yaz geldi bile , kışın yediğimiz kebaplar ,tatlılar şuan göbek kısmımızdan bize kaşlarını indirip kaldırıyor.. Spora başlamamız lazım değil mi? (Gerçi yaza hazırlık yapmak isteyen çoktan yol almıştır.. Kim bu saate kalır.. Mayıs bitti neredeyse.. ) Ayy yok hayatım yazarken bile yoruldum, ben en iyisi bir lastik bulup Cenk’e geçireyim ,lastiğin kalanını da sandalyeye , gece lastik atlayayım beni lastik paklar..Acaba Haziran’a kadar zayıflayabilir miyim?  Yok yaa aç karnına düşünemiyorum şimdi , du bi kebap söyliyim de ayrıntılarıyla bir analiz yapayım ….(Aç karnına düşünemiyorum anneeeee gözlerini belertmeee!! )

Hepinize neşe dolu ,kebap kadar lezzetli , aynada görünen incecik bel kadar mutluluk verici harika bir Çarşamba günü diliyorum..Siz bana bakmayın, yağlı yemeyin, unu ,ekmeği kesin ve spora devam edin 😉