Tag Archives: Kuşadası

Albağlar Çifti Çankaya Palace’ı Şenlendirirse :)

Standard

Çok yoğun bir kaç gün geçirdik 🙂 Kuşadası’ndan çok ama çok sevdiğimiz  biricik dostlarımız Fatih ve İlknurcuğum haftasonu  bizimleydiler 🙂 Onlarla ilgili hikayemizi hatırlamak isterseniz buradan tık tık yapın lütfen 🙂

Dopdulu bir üç gün geçirdik .. Gezdik tozduk ( gezmekten ayaklarımız koptu, alışveriş yapmaktan ellerimiz.. En son “İlknur artık badi, gömlek görmek istiyorum ,kusucam ” diye ağlıyordum 🙂 ) ,yedik içtik ( Sağolsun Fatihciğim bizi hiç kırmadı , büyük bir zevkle diyetini bozdu 🙂 Gerçi yarın doktoruyla randevusu var beni şikayet edecekmiş ama olsun :)) Doktor da gelsin ona da yemek var :)) ) ,sohbetler ettik ( ohooo ne dedikodular neler neler 😉 ) ,gülmeli eğlenmeli harika günler geçirdik (İlknur’un kuaföre giderken Fatih’ten para alması, bu yetmez biraz daha alması sonra da eğer bu da yetmezse kredi kartım var yanımda zaten demesi üzerine Fatih’in -yav gelin başımı yaptıracan almadım kiii!! diye çemkirmesi unutulmazdı 🙂 ).. Sadece 3 gün geçirdik ama sanki 10 gündür birlikteyiz..Evimiz şenlendi ,akşamlarımız keyiflendi :)Fatihciğim kapıdan bavullarla çıkarken ,son kez evin içine doğru bakıp “güle güle güzel ev “dediği an ağlamamak için kendimi zor tuttum..Canım dostlarım benim.. Havalimanına uğurlarken kalbimi de yerinden söküp gittiler..Onları çok özleyeceğim..

(İyi yolculuklar pıtırlarım benim.. )

Siz hep gelin ..Hep başımızın üstüne kurulun oturun..Güzel dostlarım benim.. İnsanlara ,hatıralara, yaşanan her dakikaya değer veren , bir şeyi yüzeysel değil ruhlarıyla seven ve ellerini attıkları herşeye ruhlarını da katan, sevgi dolu ,saygı dolu “insan gibi insan” dır benim canım dostlarım..Allah nasip etmiş de ne güzel bulmuşlar birbirlerini.. Maşallah maşallah diyorum..Siz hep ama hep bizim hayatımızda olun..Sakın bir yere kaybolmayın ..

Şu dakikalarda uçaktalar ..İyi yolculuklar onlara ..Bir an evvel evlerine sağ salim varsınlar..Ve nice güzel günler, dostluğa emek veren , önem veren ,dostlarına vakit ayıran herkesin olsun..:)

Harika bir akşam ve güzel bir hafta  sizin olsun ..

Kuşadası’ndan..Şirince’ye..

Standard

Gelelim 2 günlük minik seyahatimizde gezdiğimiz ,gördüğümüz yerlere;

İlk akşam sevgili Fatihciğim bizi harika bir restorana götürdü.Restoranın adı :

Marina Deniz Restaurant.

İstanbul’da yaşayan ve boğazda türlü balık restoranlarına gitmiş biri olarak ,hayatımda yediğim en güzel mezeler ve en güzel levreği bu restoranda yedim. İzmir’de yaşayan ve balık piri olan sevgili çiftimiz Gökkaya’lar bile ,hususi bu restorana gelmek için ,aralarında göz kontaktı yaşadılar  😉 Bay Gökkaya ” nasıl buldun ? ” tarzında kafası ve gözleriyle mimik yaptı ve Bayan Gökkaya’da onaylayan gözlerle yanıt verdi 🙂

Restoranın ustalarının yaptıkları işten aldıkları zevk resmen ürünlere yansımış. Restoran aynı zamanda et ürünleri de yapılıyor.Restoranın yeri ise çok basit hemen Kuşadası marina içerisinde. Kuşadasına yolunuz düşerse mutlaka ama mutlaka tavsiye ederim..

Bu muhteşem ziyafetten sonra eve kaçtık.

Sabah evde en erken ben kalktım , şööyle bir odayı havalandırmak için balkonun sürgülü camını kenara küüüüt diye çektim ve aynı anda dışarıdan bir alarm sesi yükselmeye başladı , “ayyy birine hırsız girdi görüyo musun ” diye dışarılara bakınırken  birden bire yan odadan ,patır patır bir koşma sesi geldi ve birden alarm sustu.. Alarm sesi bizden geliyormuş , pencereye takılı alarm sayesinde herkes uyanmış olduu 🙂

Sabah kahvaltısı için yine harika bir yere gittik.Kuşadası Çamlık yolu üzerinde bulunan yeşillikler içerisinde  bir mekan : GARDEN by SÖZLÜM Restaurant . İşletme sahibi Kuşadası’nın yerlisi ve Kusadasi halkının kendisine taktığı lakap ile anılıyormuş.Sözlüm Mehmet diye biliniyormuş 🙂 Bu arada sevgili Sözlüm Mehmet Bey’in Ege mutfağına kazandırdığı bir de Sultan Kebabı isimli yemek varmış.Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları ve yemek CD leri dergilerde satılmış.

Gelelim bu harikalar yaratan beyefendinin mekanına.. Restoran bahçe içerisinde ,çocuk parkı ve çocukların koşuşturacağı çok rahat bir yer. Menüde yok yok.Masamıza oturduk ve saniyeler içinde masa doldu. Ve biz tükettikçe ara sıcaklar gelmeye başladı.

Kahvaltı menüsü : 4 Çeşit peynir, Siyah ve Yeşil zeytin , bal ,tereyağı ve reçel çeşitlerine ek olarak ; beyaz peynirli yeşillikli gözleme, patlıcan kızartması, kısır, zeytinyağlı dolma, domates, salatalık, roka ,nane, domatesli -peynirli -salatalıklı karışım, Galeta ununa bulanmış kırmızı biber kızartması ,sahanda yumurta ,sosis , süzme yoğurt….. Daha unuttuğum neler vardı kimbilir..

Kahvaltıdan sonra kahvelerimizi içerken birden Cem hadi Şirince’ye gidelim dedi..Bir gün önce aynı teklifi İlknur yaptığında “ay yoook ne işimiz var şimdi biz sizi görmeye başladık “demiştik.. E 2 gün göz göze diz dize oturup bayağı bir doyulunca karşılıklı ,artık gezme fikri daha güzel gemişti 😉

Karı Koca Tur rehberi olan İlknur ve Fatih’i sağımıza solumuza alıp Şirinceye gittik..

Şirinceye bayıldım, hakikaten çok şirince bir yer 🙂 Özel aracınızla giderseniz Kuşadasından İzmir yönüne doğru giderken 15-20 dk. sürüyor. Yol keyifli, hatta Şirinceye gelmeden 10 dk önce dağ yolunda kıvrıla kıvrıla yukarı çıkıyorsunuz.

Şirinceye vardığınız noktada zaten hediyelikçiler başlıyor.Her yerde organik kekik , sumak  gibi baharatlar ,ev yapımı tarhana ,el örgüsü bebekler, patik ve yelekler vs. satan şirin teyzeler  var.. Hiç bir şey bulamıyorlarsa papatyalardan taç yapıyorlar..

Daracık sokaklar arasında karşılıklı tezgah kurmuş teyzelerin arasından çok dik olan bir tepeye tırmanıyorsunuz. Burada bir kilise var, aşağı baktığınızda Şirince’yi kuş bakışı görebiliyor ve  orada bulunan  kafede keyif yapabiliyorsunuz.

(Kiliseden aşağı inerken sağ tarafta kalan başka bir şirin kafe.. )

 Tam merkezde bir köy kahvesi var , halkın arasına karışmak isterseniz ağaçlar altında pöfür pöfür esen ılık rüzgara karşı çayınızı içebilirsiniz 😉

( Bu pisicik de yanımızadan hiç ayrılmadan ,gözlerini kapatarak güneşlendi..Günlük D vitamini ihtiyacını aldı ve kayıplara karıştı ..)

Şirince’yi de gezdikten sonra artık kısa tatilimiz bitmiş evlere dönecekken İlknurcuğum ” lütfen Kuşadası’na bizim eve dönelim ,size dondurma ikram etmeyi unuttum!! “dedi .. ( zaten dondurmaya gelinceye kadar milyon tane şey ikram ettiği için , dondurmayı unutması çok normaldi 😉 ) Eve dönelim dondurmadan sonra gidersiniz dedi.. İşi iyice abartıp “ama ben yapmıştım  😦 ” de-di ?! Ve tabii ki bu minik pembe yalana bizim boğaz düşkünü eşlerimiz hemen kandı veee tekrar Kuşadası’na döndük 🙂 Ben hemen bavulu hazırladım , salona döndüğümde İlknur dondurmadan ziyade yine harika bir masa kurmuş bizimkilerse hapur hupur yemeye başlamışlardı bile..Herkesin yüzünde yukarıdaki kedinin suratı gibi keyifli bir ifade 🙂 Dondurmalarsa Carte Dore’un çilekli dondurmasıydı ama İlknur için o zafer dolu anlar paha biçilemezdi 🙂

Yıllar yollar gerçek dostluklara hiç bir zarar veremez aksine hep yaşanan özlemler sayesinde daha da bir perçinlenir.. Seneler  sonra yeniden bir araya gelindiğinde , sohbetler kaldığı yerden devam eder.. Hayatlar bambaşka olmuştur artık ama hiç bir yabancılaşma olmaz.. Sadece büyümüşüzdür artık, geçmişte yaptığımız hataları daha doğrusu “salaklıklar”ı şimdi gülerek , o günlere hiç bir anlam veremiyerek andığımızda ,o günleri bire bir yaşarız..

Hepinize birbirinden değerli dostluklar, çoook güzel paylaşımlar diliyorum.. Bir sonraki gezimize kadar İstanbul yazılarına devam 😉

Böyle Deli Zıpır Dostluklar Herkese Nasip Olmaaaz ;)

Standard

Uzun süredir heyecanla beklediğimiz Kuşadası gezimiz Cuma akşamı başladı.

Çeşme de 1,5 yıl birlikte çalıştığımız canım dostlarım Fatih ve Begümle harika bir buluşma ayarlamıştk.. Hepimiz Çeşme’den taşınalı 6 yıl olmuştu, Biz Cenkle evlendik, Begüm ve Cem zaten evliydi ama İzmir’e yerleştiler, Fatihse geçtiğimiz Kasım ayında memleketi olan Kuşadasından, kendisi gibi tur rehberi olan dünyalar tatlısı  İlknurla evlenmişti..  Düğünlerine gidememiştik ama  baharda evlerini ziyarete gideceğimiz için söz verdiğimizde içlerinden “he hee kesin gelirsiniz ,hep öyle derler “diye düşünmüş olsalar bile ( kesin düşünmüşsünüzdüüür 😉 ) bahar geldiğinde bizim biletler çoktan hazırdı bile:)

En son 2 yıl önce bir araya geldiğimizde Begümcüm çıtı pıtı 36 beden haliyle  “ahhh Ebrashca’cım yaa ben çocuk istemiyorum , bu saatten sonra çocuk mu sevcem bi de bırak allah aşkına ” derken bir de  sigarasını tüttürüyordu havalı havalı 🙂 Aynı sırada Cem Begüme dik dik bakmış ve gözlerini bayıltarak çevirmişti..

Cumartesi sabahı Gökkaya ailesi (Begüm & Cem ) bizi İzmir’de karşılamaya geldiğinde , benim biricik  arkadaşım arabadan hop diye indi ,  ve belinin oyuğuna oturttuğu 11 aylık kızıyla hoplaya zıplaya “işte biz çocuklu aileler biraz bekletebiliyoruz böyle , e çocukla sabah toparlanmak zor oluyor ” dedi:)

(Ahhh anaçlığıma bak sen ,eller yine eğreti 😉 Bebecik beni bişeye benzetti ama çıkaramadı 🙂

Artık onları aile olmuş şekilde görmek çok keyifliydi, tabii 10 dakika süren bu mutlu aile tablosu , minik bebeği babaannesine bırakmamız ve İzmir-Kuşadası yoluna  çıkmamızla bitmiş ,bütün hanımlıklar gitmiş, eskisinden daha da deli olmuş şekilde yollara düşmüştük..Fatih’in eşi İlknur’u sadece bizim düğünümüzde 6-7 dk. görmüştük ,hepimizin aklında kalan tek şey “çok hanım hanımcık sessiz sakin bir kız ” dı.. Hatta yolda Begümle ” Kızım yaa çok fazla kendimiz gibi olmayalım ,biz de hanım hanım olalım , kızcağız korkmasın bizden , ayıp olmasın ” diye konuşuyoruz..

İlknur bizi karşıladı, kaynaşmamız 3 dakikayı bile almadı ve 8. dakikada hepimiz hayran bir şekilde kendisine bakıyorduk 🙂 Nasıl içten , nasıl bıcır bıcır ..Hazırlıklar bir hafta öncesinden yapılmış, gece yarıları tiramisular yapılmış, sabahın köründen sarmalar ,börekler yapılmış.. Kahkahalı sohbetlerimiz bu muhteşem lezzetlerle birleştiğinde kahvaltı masasından masadan kalktığımızda saat öğleden sonra 15:00 olmuştu:)

İlknurcuğum bir hafta boyunca, alışveriş listeleri, menüler, görülecek yerler organizasyonlarıyla uğraşırken ben , “acaba parmak arası terlik uygun mudur oraya yaz gelmiş midir?diye bavul telaşlarında takılıyordum.”İnternette hava bulutlu gösteriyor ama yanlış bu bilgi ..Öyle şey olur mu hiç , mayısın ortasında Kuşadası sıcak olur ,evet evet yeni sandaletlerimi götürmeliyim, heh iki tane de beyaz pantolon , tamaaam”……………

Gittiğimiz gün yağan yağmur sayesinde beyaz pantolonlar ve parmak arası sandaletler kucağımda kaldı, Begüm’ün getirdiği ip askılı elbiseler ise hiç bir hırka ve sandaletler  kombine edilemediği için akşam yemeğine Converslerle katılmak güzel bir fikirdi 😉

 

( Yağmur yağmadan 1 saat önce , beylerin balkon  keyfi 🙂 )

Gündüz Liman gezisi , ardından akşam yemeğini yine harika bir restoranda yedik.(Muhteşem balık restoranı ile ilgili bilgileri bir sonraki yazımda paylaşacağım.Ben yedim doydum sizi yedirmeden olur muuu?? 😉 )

Sabah Kuşadasına tepeden bakan harika bir yerde kahvaltımızı yaptık ve Şirince‘ye gittik.. (Sadece gezdiğimiz gördüğümüz değil yediğimiz içtiğimiz de sizi ilgilendirdiğinden mekan yazılarım bir sonraki postta olacak;) )

İnsanın böyle dostları olması çok ama çok büyük keyif.. Müthiş bir zenginlik..

Bu harika haftasonu için canım dostlarıma , bizimle bebek gibi ilgilenen, yediniz mi doydunuz mu, üşüdünüz mü? Yastık vereyim , kola koyayım, ay erkekler acıkmıştır bir şeyler hazırlayayım ,diyen 2 gün boyunca güler yüzü, sohbetleri ,muhteşem ev sahipliği için sevgili İlknurcuğuma , arabada ay midem bulandı dediğim an  zınk diye duran , açık sözlülüğü ile bizi güldüren ,” ya indirin şu telefonları sıkıldım ben ! … Yaa Begüm bunlar hep maç muhabbeti yapıyo sıkıldım bunlardan ben !  🙂 ”  , ve abimiz olarak bize maddi ve ruhani anlamda ticari tüyolar veren sevgili abimiz Cem‘e , annesinden ve babasından sırf bizim için ilk defa ayrı kalan minik bebeğimiz Helen’e ,  ilk gördüğüm andan bu güne kadar hiç değişmeyen , dışarıdan ele avuca sığmayan , hiperaktif ,deli manyak , içinden son derece duygusal ,en ufak bir durumda şırıl şırıl ağlayan Begümcüğüme, ve aynı okulda okuduğumuz süre zarfında kendisine gıccık olduğum , ama aynı iş yerinde çalışmaya başladığımda kendisine bayıldığım , şakaları ,hazır cevapları , insanın aklına gelmeyen halleriyle ama bir o kadar babacan , sahiplenici anaç halleriyle buna rağmen her türlü durum anında lafını sözünü esirgemeyen , sabah uyuduğumuz çarşafı silkelediğimi gördüğü an ” yaa kızım iş mi yapıyosun sabah sabah bıraksana ,salak mısın?!” diye homurdanan canım arkadaşım Fatihciğime .. Herşey ama herşey için.Hep hayatımda oldukları için sonsuz sonsuz teşekkürler..

Şimdi burada sözü Cenk’e bırakıyorum , dünden beri başımın etini yiyor ” lütfen Ebrashca yazı yazarsan ,yayınlamadan önce mutlaka bana haber ver ,ben de bir kaç şey eklemek istiyorum lütfen lütfeeeeeeeeeeeeeeen!!!! ” İyi tamam al bakalım dedim , mail attı biraz önce ayyynen kopyalıyorum :

” Malum biz Türkler nevi şahsına münasır bir devletiz.Öyleki dünya üzerinde kimsede olmayan hoş görü ve misafir perverlik bizde var.Öyleki geçmişten günümüze gelen tarih sahnesinde örnekleri çoktur.Atalarımız bile “Az veren candan çok veren maldan” diyerek ne kadar paylaşımcı ve sıcak olduğumuzu belirtmek ve paylaşmak istemiş…..
Eh tabiii şimdi siz ne gerek vardı böyle askıda kalmış bir tarihsel demagojiye  diye söylenirken tüm hafta sonlarını bize ayıran 2 harika turist rehberine gönderme yapmadan düşüncelerimi paylaşmak istemedim.  : )  : )
Öyle 2 insan düşünün ki aynı işi yapıyorlar ve daha tanışmadan önce hem yurtiçinde hemde yurtdışında aynı zamanlarda aynı yerlerde olmuşlar.İşte bu kader birliği onları bize şuanda karı koca olmuş bir şekilde ev sahipliği yapmaya zorladı…Ebrashca’nın setur günlükleri döneminden sevmeye başladığı ama kampüste gıcık olduğu Fatih ile düne kadar sadece düğünümüzdeki 3-5 dk ile hatırladığım ilknur bize öyle bir 48 saat ev sahipliği yaptıki 11 senelik otelcilik hayatımda böyle servis görmedim..  : ))   : ))
Hayatta eğer böyle kişilerle yaşamaya karar vermişseniz emin olun çok eğlenceli bir yaşamınız olacak demektir.
Fatih’in muhteşem aile babası profiline ilknurun haza hanımefendi tavrı eklenince benim kafamda acaba beni yanlarında beslemeyi düşünürler mi diye tonlarca düşünce birikti.  : )  : )
Yukarıdaki tüm bu yazdıklarım inanın sadece hikaye…..
…… gördüğüm , anladığım , sevdiğim tek bir gerçek varki sizlerle tanışıp aynı zaman ve mekanı paylaşma şansı bana verildiği için çok şanslıyım.Allah size ve tüm sevdiklerinize sağlık , huzur versin ki bize yaşattığınız o dakikalar hayatınızdan hiç eksik olmasın.
İYİKİ VARSINIZ….    ”
dip not: ilknur hanım dondurma olayını unuttum sanma   :))  :))))
Şimdi diyeceksiniz ki ” kardeşim belli ki arkamızdan dedikodular çevrilmiş, aynı fikirler ,aynı cümleler aktarılmış ..Herşey açık “.. Hayır efendim , dönüş yolunda ben ağlamaktan helak oldum , Cenk’in içi şişti benimle muhattap bile olmadı 🙂 Ama bu duyguları zaten oradayken yüzünüze de söylemiştik, hatta evdeki hatıra defterine tam yazarken Cem  ” Ebrar! Hepimizin adına bir şeyler yaz, sen güzel yazıyosun! “de-miş-ti ?!? 🙂
 
Kısacık bir zaman neler sığdırdık..Şimdi tatil modundan çıkalım, gerçek hayata iniş yapalım 😉 Bol kazançlı ve renkli bir hafta bizim olsun..Çok yorgunum ama çoooooook çok mutluyum..