Tag Archives: köpek

Bir “Kahraman” Kolay Yetişmiyor

Standard

Efendim Cenk alınmış,

Geçenlerde farketmişsinizdir ,anasayfa üzerinde “ Yeni Başlayanlar İçin Siteyi Anlama Klavuzu” başlığıyla , yazılarımda genellikle ismi geçenlerin kim olduklarına dair açıklama yaptım. ( buradan ulaşabilirsiniz. ) 

Cenk için yaptğım açıklama , çok sade ve sıradanmış efendim.. kendisi gönül koydu..” önce eşim ,sonra işim ve en iyi arkadaşım ” tanımı yavanmış ?! Hiç bir yazıma yorum yapmayan  Cenk buna yorum yazmış ;

Önce eşim , sonra İşim ve en iyi arkadaşım…..demiş ….(ben bu kadarla sınırlı değilim.hem uzunum,geniş omuzluyum,hem espiriliyim,hem sempatik hem yakışıklı doğrusu çok hoş bir delikanlıyım,onun ilham perisiyim,kahramanıyım onu hep ben kurtarıyorum kedi köpekten.Ayrıca da çok komiğim onu güldürürken ağlatan tek ben varım.Ben çok değerliyim yani yangında ilk kurtarılacak benim.Beni tanımayanlara bu yönlerimin de gösterilmesini diler  büyüklerin ellerinden öperim…..)
Saygılarımla
Cenk.

Cenk’i bu mütevaziliğinden (!) dolayı kutluyoruz hep birlikte 🙂 Yani tevazu böyle bir şey olsa gerek 😉 Gerçi yalan mı yazdıkları? Yalan yok..

İlham Perim olduğu doğru.. İki güne bir olay yaşıuyoruz ve naklen yayınlıyorum..Değerli oluşu, yangında ilk kurtarılacağın kendisi oluşu hepsi doğru..

Beni hep kedi ,köpekten kurtardığını yazmış doğru..

Annemlerle bizim evin arasındaki yolda ,yol kenarında geniş merdivenler var. Bu merdivenler yanyana iki bankanın ATMlerine çıkıyor. Sabahları güneş gören bu geniş merdivenlerin her birinde ayrı bir köpek uyur.. Bense her sabah oradan geçeken ” ayy ne huzurlu bu uyuyor bu pıtırlar ,kıvrılıp yanlarına uyusam keşkee” iç geçirirdim..

Bir akşam geç vakit eve dönerken bu mahalle çetesi  köpeklerin yine toparlanmış ,bir arada uyudukları gördük ,içlerinden en büyüğü ayakta bize bakıyordu, Cenk korkacağımı düşünmüş olacak ki elimi sıkıca kavradı ve “sen sağıma geç canım” dedi.. Ben :

“ayy Ceeeenk o bana bişey yapmaz benim arkadaşım onlar !!” dememle birlikte köpeklerin çığlık kıyamet havlamaya başlamasıyla ben Cenk’in üzerine tırmandım..

” Off Ebrashca yaaaa! yürü bişey olmaz!” dedi ….” Ebrashcaaa iner misin aşağııı!! ”

Yani demem o ki kedi köpekten ,evde bizimle yaşayan bilimum, karınca ,kırkayak ve örümcekten koruyuşu filan hepsi doğru..

Doğru söze ne denir, dediği gibi kahramanımdır kendisi, olmazsa olmazımdır, olduğu kadar değil bana kadardır 😉 Kendisine hayatımı renklendirdiği ve bloğuma ışık tuttuğu için sizlerin önünde saygı ver selamlarımı iletirim  🙂

Çok güzel bir gün sizin olsun , tembellik edip ertelediğiniz şeyler için ekstra enerji dolun ve bitirin artık;)

Enerji dolu günleeeeeer 🙂

Hem Tatil ,Hem Hayırlı Bir iş :)

Standard

Çeşme’deki sayılı günler çabucak geçti gitti ve soluğu amcamların Güzelbahçe’deki evinde aldık..Bir ev ki evlere şenlik diyeyim ,1.5 yaşında bir melek, 2 köpek ,anneanne ve dayı ile dolu koskocaman bir ev 🙂

Soldaki (büyük olan ) Şarap amcamın en kıymetli köpeği.. Pardon çocuğu..Sabahtan akşama  gelene geçene havlayabilir..Fazla şımarırsa ısarabilir ya da “yanlışlıkla ” dişlerini geçirebilir..Ama ona laf yok o amcamın ilk göz ağrısıdır..

Sağdaki ise Şiraz..Tam bir safkan  prenses (tıpkı ben ) 🙂 Nasıl bir prensesliği var anlatamam.. Akşama kadar kenarda ,köşede ya da en rahat koltuklardan birinde sessizce yatar..

Gel deyince gelir git deyince gider.. Tam bir köpek yani ;))) Köpek korkumu kendisi sayesinde yendim ve hatta yüzsüzlüğü ele alıp bu sevimli miniş gibi ben de kendisine  en az onun kadar uysal (!) davrandım ;

Ah canım yaaa…O da benimle nasıl eğleniyor (!) ,şu sevimli kuçuya bi bakın hele..

 Şiraz’la aşırı oynaşma , ilgilenme vs. ve Şarap’la pek fazla ilgilenmeyerek fazlaca kaşınmış olacağız ki ,sonucunda tam İzmir’e gideceğimiz saatlerde ,meşhur hasır şapkam uçarak Şarap’ın önüne kadar gelmiş , kendisi de sağ olsun hepimizde derin izler bırakmak için azıcık uğraşmıştır ;

(afiyet olsun köpecik , kendi malın gibi yi gari.. )

Cici köpek,  gözümüzün içine baka baka çatır çutur koparttı şapkamı:) Hatta biz gülme krizine girip , önünden almaya çalıştığımızda ise hırlayarak iki elini şapkanın üzerine koydu 🙂 Eh madem ne yapalım sağlık olsun , biz kaşındık değil mi 🙂

Bu arada can sıkıcı şeyler de olmadı değil.. Sevgili kocam bütün gününü sarı saçlı, mavi gözlü bir peri kızıyla geçirdi,ismi de Su?! Su tabancasıyla kafasına vurucam valla.. İşte Cenk’in yeni gözdesi ;

1.5 yaşında olmasına rağmen ” Ebrar ” diyebildi  , “Ebrashca”  diyebildi, Gank dedi Gunk dedi ama ” Cenk ” diyemedi 🙂 Cenk’in peşinden “ebrar ” diye koşturup durdu.. Bu kavram karmaşasının sonunda Cenk’in gitmesini engellemek için bavulların üzerine kuruldu 😉

Perşembe ve Cuma günlerini İzmir’de geçirdik.. Sevgili prenses arkadaşım , biricik dostum Zehracığım..1.70 boyu , simsiyah beline kadar saçları ve endamıyla tam bir İzmir fıstığıdır ..( Gıcığın tekidir yani 😉 ) Bizim için bir haftadır hazırlanmış , evini kalplere ve kelebeklere boğmuş ,bizim için planlar yaptıysa da biz kendi sürpriz planlarımızla onu şaşırttık 🙂

(Sağ tarafta şaşırmış bir Zehra görüyorsunuz 🙂 )

Bostanlı sahilinde sabah kahvemizi yudumlayıp,Karşıyaka Özlem’de meşhur turşusuyu +kokoreç + midye dolma  üçlüsünü Zehra’ya tanınttık 🙂 Bütün gece  Alsancak’da tantuni ,Kordon’da nargile ,Türk kahvesi ve  buzlu badem  keyfini yaşadık.. Yani ne kadar yararlı (!) şey varsa mideye indirip ,sabah son kez boyoz ve gevreğimizi yiyip güzel İzmir’imize veda ettik..

Rotamızın son bölümü Denizli idi..İşte uzun zamandır beklediğimiz gün ! Resmi olarak elti oluşumun ilk adımı 🙂 Kız isteme ve aile arası nişan 🙂

Canım Elvancığım yine bütün organizasyonu ele almış , her detayı ince ince kotarmış ve ortaya şipşirin sıcacık bir kutlama çıkarmıştı .. İkisine de çok ama çok mutlu bir evlilik diliyorum.. Ay ne evliliği daha 2 ay var düğüne ve çok büyük bir sorun daha var BEN NE GİYİCEMMM?!??!?!?

Şaka bir yana ,ikisine çok ama çok mutlu olmalarını diliyorum , düğünümüz 2 ay sonra olacak , her şey gönüllerince olsun inşallah..

Upuzuuun bir tatilden sonra yarın iş başı yapıyoruz..Herkese mutlu bir hafta diliyorum ,duyduğunuzda şaşkınlık yaratacak ve heyecandan ağzınızı bir karış açık bırakacak haberler sizin olsun.. Çok mutlu olun ağzınızı kapatmayı unutmayın 😉

Neşeli haftalar..

Hoşçakal Sadık Dost TUKAŞ ..

Standard

Geçen yıl bu zamanlar da Hopa’da başbakanın mitingi öncesi olaylar çıkmış, gözüne biber gazı sıkıldığından dolayı emekli bir öğretmen olan Metin Lokumcu vefat etmişti..Belki hatırlarsınız..

Bir yıl geçti aradan .. Sadık dostu ,biricik köpeği Tukaş intihar etmiş.. Haberi Yılmaz Özdil’in yazısından aldım.. O kadar duygulandım ki sizinle de paylaşmak istiyorum..

Tukaş

Bembeyaz ekmeğini maden ocaklarının zifiri karanlık dehlizlerinden çıkaran babanın, evladıydı. Bi yandan çalıştı, bi yandan okudu, öğretmen oldu.

İlk görev yeri, ücrada, patikadan başka yolu olmayan bi köy, gitti. 1980… Darbe. Solcu dediler, tutuklandı. Yattı. Çıktı. Sürüldü. Ordan oraya. Defalarca. Soruşturma açıldı. Aklandı. Dava açıldı. Kazandı. Senelerce boğuştu, hepsinden haklı, hepsinden tertemiz çıktı. Doğru bildiğini söylemekti tek suçu… Aşık oldu. Evlendi. Eşi de öğretmendi. Oğul doğdu. Ulaş. Okuttu. Bize emanet etti, İzmir’e, Ege Üniversitesi’ne gönderdi. Emekli oldu. Taksitle anca iki göz oda, ev aldı. Tapusunu eşinin üstüne yaptı. Hayatı boyunca parasızlık çekmiş, parayla hiç işi olmamıştı. Ödenmeyeceğini bile bile arkadaşlarına kefil oldu, ödediği borçların haddi hesabı yoktu. Hiç otomobili olmadı mesela. Öğrencileriydi onun serveti…
Bi de, Tukaş.

*

Kurzhaar cinsiydi. Sevimli mi sevimli, kahverengi burun, beyaz kırçıllı, yelpaze gibi koca kulaklar. Yavruyken getirmişlerdi, Tukaş salça kolisinde… Güldü. E adıyla beraber gelmiş, Tukaş olsun adı dedi. Can yoldaşıydı. Avcıydı çünkü. Ama, avcılığı da bi acayipti. Vuran değil. Kurtaran. Bi defasında yaralı geyik buldu, evine getirdi, tedavi etti, doğaya saldı; yaban hayatı koruma derneklerinden sayısız ödülü vardı. Atmaca beslerdi. Büyütür, bakar, günü gelince özgürlüğe uçururdu, hiçbir canlı tutsak olmamalı derdi. Çevreciydi. Artistlerinden değil. Aktiflerinden. Derelere santral kurulmasına karşıydı. Vatan topraklarının peşkeş çekilmesine itirazı vardı. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın yalakalığı, ona göre değildi. Tırsmaz, yüreğini ortaya koyardı. Baktılar, susmuyor. Gözüne gaz sıktılar. Öldürdüler.

*

Öğretmen gitti…
Hayata küstü Tukaş.
Şalteri indirdi.

*

Kefen içindeki arkadaşı, evinin şuncacık mesafesinde toprağa verilirken, en öndeydi. Sabaha kadar nöbet tuttu kabir başında, kokladı toprağı, inledi… Bi daha asla gitmedi. Yanından bile geçmedi. Yemeyi içmeyi kesti. Yedisinde mevlit okunana kadar, yuvasından çıkmadı, ağzına tek lokma sürmedi. Kahkaha dolu gözlerinde, artık sadece hüzün hakimdi. Halk Festivali yaptılar bi süre sonra, öğretmen’i andılar, sanki telefonla davet edilmiş gibi, koştu, yürüyüşe katıldı iyi mi.

*

Ve…

*

Oğul, okul için mecburen İzmir’e döndü, anne, oğlu’na taşındı, incir ağacı dikilen baba ocağında, amcanın yanında kaldı Tukaş… Zorla ağzına tıkıştırılıyor ama, yemiyordu, iğne ipliğe dönmüş, iyiden iyiye zayıflamıştı. Yalvarıp, yakarıyor, hiç olmazsa birazcık değişiklik olsun, hayata bağlansın diye av’a götürmek istiyorlar, çok sevdiği, uzman’ı olduğu halde, gitmiyordu. Mecali yoktu. Bırak ava eşlik etmeyi, gezintiye çıkmayı bile istemiyordu.

*

Taa ki, o sabah…

*

Amca ve dostları, bagajı yüklerken, fırladı yerinden aniden, eski günlerdeki gibi, atlayıverdi arka koltuğa… Şaşırdılar. Sevindiler aynı zamanda, okşayıp, öptüler onu. Ama, suratlarına bile bakmadı. Yol boyunca sessizdi, pencereden dışarı baktı hep, dalgııın dalgın… Vardılar. Az biraz iz takibi. Avucunun içi gibi bilirdi oraları… Buldu hedefi. Arkasına dolandı, havlaya havlaya, sürdü namluların ucuna. Drannn… Boynuz gibi azı dişlerine sahip, azılı tabir edilen, erkek yaban domuzu vurulmuştu. Düşmedi. Ölmez hemen. Bilen bilir, yaralıyken, en tehlikeli halidir. En iyi de, Tukaş bilirdi. Senelerin tecrübesi. Normalde, yaklaşmaz, etrafında dans eder gibi döner dolanır, çıldırtır, bitirici vuruş gelene kadar dikkatini dağıtırdı.

*

Öyle yapmadı maalesef… Direksiyonu tam gaz uçuruma sürer gibi, üstüne yürüdü, karşısına dikildi, dişlerini kılıç misali sallayan domuzun burnunun dibinde, heykel gibi çakıldı, bekledi. N’apıyorsun çığlıkları nafile, kılını kıpırdatmadı, kararını çoktan vermişti, bile bile kestirdi kendini.

*

Hasretten ölemeyince…
Kahrına son vermişti Tukaş.

**Fotoğraf www.hurriyet.com.tr adresinden alınmıştır.

Hani, Mustafa Kemal’e vefalı, ideallerine sadık, kalemini satmayan gazetecilere “köpek” filan deniyor ya bugünlerde… Tukaş kadar “insan” olsak, yeter.

Yılmaz Özdil

Ne söyleyecek ne de yazacak bir şey bulamadım.. Bunun üzerine başka ne denir ki..

………………………………………………………..

Çok güzel bir haftasonu sizin olsun.. Bu gün 1 Haziran benim takvimime resmi olarak yaz geldi 🙂 Önemli olan takvimlere değil ,yüreğinize yaz gelmesi.. İyi haftasonları ..Mutlu yazlar..