Tag Archives: Kanlıca

Bir Anahtar Kaç Kapıyı Açar?

Standard

5-6 yaşlarında henüz okla başlamamıştım..Annemle Kanlıca’da evimize doğru giderken , meşhur Atilla Kırtasiye’nin vitrininde oyuncak bir gemi gördüm.. Muhtemelen Nuh’u gemisinden esinlenilmiş olacak ki ,geminin içinde bir sürü hayvan ve her hayvanın elinde bir çalgı aleti.. Zürafada flüt ( yani ozaman flüt sandığım şey borazandı muhtemelen.. )  , maymunda davul filan.. Dışarıdayken bir şeyi tutturmak adetimiz değildi ama ben yapıştım vitrine.. Ama geç olmuş Atilla dükkanı kapatmıştı çoktan..Tamam dedi annem yarın gelir alırız.. Yok ben nasıl bekleyeyim yarına kadar.. Neyse bütün gece hayal kurdum ..Sabah kalktık her taraf bembeyaz.. Kar yağmış.. Bırak Atilla’yı, bakkala gidemezsin..

Kar yerden kalkana kadar bekledim.. Kaç gün bilemiyorum.. Sonunda annemle almaya gittik.. Benim binbir hayvancık dolu gemim satılmış.. Yerine aptal bir et bebek.. Çivit mavi gözleriyle sırıtıyor..Velhasıl 2 hikaye kitabıyla eve döndük..Hayattan ilk darbeyi yemiştim , aman ne acı içimde..

 

( Oyuncağı öyle bir hayal ettim ki , sanki bütün hayvancıklar ayrı basıyor çalgı aletlerine , sürekli değişken bir müzik ziyafeti veriyorlar…Halbuki alttan kurmalı müzik kutusu.. )

Aradan  uzun bir zaman geçti bahar ayı geldi..Annemin bir arkadaşına gittik.. Kızın adını vermiyeyim gıcığın teki, oyuncak sepetini bir döktü , benim gemi orada?! Gemiyi elime alınca farkettim ..Maymunun suratı ne kadar çirkinmiş?! Peki Zebranın dişleri?! Minik farenin bıyıkları?? Sert sert 😦 Bu muydu gözümde büyüttüğüm ?

Evet oydu..

Gerçek hayattan bir bireyin yaşayacağı herhangi bir hayal kırıklığından neyi eksik şimdi bu hikayenin..

Hayatımız boyunca bir şeylerin hayalini kurarız, gözümüzde büyür.. Olmayacak ya.. Tatlı gelir.. Sahip olunca da özelliğini yititrir..

İstemenin ..Hayallerin sonu yok..Hayal edin olsun..Sonra yine hayal edin.. Daha iyisi daha fazlası.. Elinizde hiç birşey yokken sahip olamadıklarınız uzak gelir , büyük gelir.. Sahip olmaya başladıkça özelliğini yitirir..Dünyanın kanunu bu.. Azla yetinmek elimizde değil..

İşte böyle bir amaçla bir anahtar taktım boynuma, biraz batıl ama fazlaca inançla .. Bakalım neler olacak.. Olursa A-dan Z-ye detaylarıyla yazacağım.. Olmazsa yine yazacağım, boş işlerle uğraşmayın diye 😉

Hepinize ferah ferah , huzur verdiren, yüzünüze gülümseme yağdıran hayaller diliyorum ;

 ” Allah nasip etmeyeceği birşeyi , hayal ettirmez ” Hz. Osman..

Boğaz Hattı Karmaşası :)

Standard

Dün akşam Semacığımla görüşecektik , Sema telefonda ” Benim canım delliii gibi Bodrummmm mantısımmm veeee  dondurma istiyooo ona göreee!!! ” diye en iştahlı haliyle aklıma çaldı.. İş çıkış saati ve köprünün bittmek bilmeyen ve Allahın cezası  yapım çalışması nedeni ile Arnavutköy’e geçmek , o an için sadece bir hayaldi.. Ama Semacığım ne yaptı etti , 1 saat içinde kendimizi Arnavutköyde ki Bodrum Mantıcısı’nda bulduk 🙂

Arabayı her zamanki gibi Kanlıca’nın ara sokaklarına park ettik ve 3 dakika sonra kalkacak olan motora doğru  koşmaya başladık.. Arnavut kaldırımlı bir yolda topuklularla koşmanın ne kadar estetik bir görüntü olduğundan ve karşıdan karşıya geçerken arabaların arasında sincap gibi zıplayışımızdan bahsetmiyorum bile.. Ama büyük çabalar  sonunda iskeleye ulaştık.. Ve 2.5 dakika sonra motor kalktı 🙂

🙂 Sanki motoru kaçırımışız da arkasından fotoğraflamışız  gibi olmuş bu resim 🙂 Arnavutköy’de indiğimizde çektim..

Hoşçakal motor , yeniliklere aç yelkenini, bıkmadın mı yıllardır Arnavutköy-Çengelköy-Kanlıca..Bas git açık denizlere.. Hadi Selametle..

Ay gaza geldim birden.. Sanırım bu yazıdan sonra denizcilik işletmeleri beni suça teşfikten dava edecek 🙂 Yok efendim ben onu ciddiyele söylemedim , tamamen iç sesim o beniiiim 🙂

(O gemi de ah ben de olsaydım , açık denizlere yol alsaydım , ahhh ah..)

Yıllar önce Semayla Bebek’e gitmiş günün sonunda yine motor kullanarak Kanlıca’dan eve geçmeyi planlamıştık.. Neyse akşam saati motor geldi bindik , öyle koyu bir muhhabbete girmişiz ki, koskoca gün yetmemiş o 15 dakikalık mesafeye sığdırmışız konuşulacakları.. Biz bir yandan konuşuyoruz , motor ise Anadoluhisarı, Kandilli  duruyor ve yolcu indiriyor..En son motorda sadece biz kalmıştık ki muhabbetin en can alıcı yerinde ,gemi çalışanlarından biri  aşağı biri geldi, ” pardon bayanlar siz nereye gidiyorsunuz???? ” Biz de aynı anda adama bakarak kısık gözlerle ve yine aynı anda en ukala halimizle , “Kanlıca’yaaa??!!! “” aslında şunu demek istedik  ” Öff ne bölüyosun yaa?! Kanlıcaya tabikiiiiiii!!!” ..

İyi de bu Kanlıca’ya gitmez, son durak Emirgan’dı..

Tabii biz hemen tavuk gibi çırpınan tipler ,ikimiz yine aynı anda   “aaa e ne yapıcaz?? Nereye gidiyo bu motor şuan da? ? ”

“Şuan Üsküdar’a gidiyoruz, gemiyi demirlicez ” de-mez mi?? ( Bilmeyenler için Üsküdar’dan o saatte bizim eve varmanın yolu .. Yok neyse anlatmıcam içiniz şişer.. )

Bizim gıdaklamamıza  genç kaptanımız beyaz kıyafeti ,şapkası ve  bütün karizmatikliğiyle aşağı geldi , biz , öğretmenine hesap veren öğrenciler gibi sus pus başladık açıklamaya ..

Adamcağız ” tamam sorun değil ben sizi Anadoluhisarı’na bırakayım ordan gidin dedi 🙂

Geniiiiiş bir açıyla geri  döndük, Anadoluhisarı iskelesinde indik (buarada iskele çoktan kapanmış ,bir yerlerden atladık yol da gösterdi sağolsun.. ) .Kaptanımıza yüzbinlerce teşekkür, bir de arkamızı dönüp  el salladık, o da bize tabii ve siren sesi ” woink woiiink ” !! ( Aptal Sema , şuan o genç yakışıklı kaptan eniştemiz olabilirdi ama nerdeee.. Sema anca “ay canım yaa ne iyi çocuktu Allah razı olsuuun” demeyi bildi..Ve eminim ” dünya ahret kardeşim olsun ” filan dedi içinden!! Neyse Sema’nın ikili ilişkilerdeki başarısı bizler tarafından malum …… şimdi ilk görüşmemizde Sema bu uzun noktaları kafama atıcak ama neyse 😉 )

( Onu beğenmez ,bunu beğenmez sonunda “kaptal mağara adamı ” na kalacak ..)

Geri dönelim dün gecemize , (şimdi yine konudan konuya atlıyosun takip edemiyoruz eleştirileri gelecek..Dikkatli okuyun ama ne yapayım konuşur gibi yazıyorum işte 🙂 ) mantılarımızı yedik ,hemen yan taraftaki Girandola’da da dondurmalarımızı hüplettikten sonra sahil turuna başladık..

Çok yıldızlı ve bol ışıklı bir İstanbul gecesi de böyle geçti..Cenkciğim hala seyahatte olduğu için anneciğimin uyku öncesi beni mıncıklamarıyla birlikte huzuuur dolu bir uykuya yattım , sabah geç kalmanın verdiği huzursuzlukla bir gün önceki koşturmalarıma yine devam ettim..Hayır bileydim milli  koşucu olurdum.. Madem ömür boyu koşacaktım değil mi? Hem belki madalyon verirlerdi 😉

Güzel bir cuma günü olsun.. Köprünün en tıkanmış haline inat , 5 dakikada takılmadan hop diye karşıya geçiriveren motorlar gibi, hayatınızın en tıkanmış noktasında birileri sizi uçursun 🙂

Güneşli mis gibi bir pazar…

Standard

Allahım bu nasıl bir havaydı böyle..İncecik bir trenchcoatla geçirdik bütün günü..Trafiğe hiç karışmadan Kanlıca’ya indik ve hemen motor taksiyle deniz yoluyla Emirgan’a geçtik.

Bilmeyenler için : Motor taksi (  İzmirli canım arkadaşım Zehracığımın deyimiyle “pırpır ” 😉 Hemen Kanlıca sahilinde bulunuyor,birkaç küçük motor var kişi başı 5 TL’ye inanılmaz zevkli ve heyecan dolu bir yolculuk yapıyorsunuz 🙂 Yanınızdan dev gibi yük tankerleri ya da yolcu vapurları geçebilir,kaptanın sogukkanlılıkla aralarından geçişiyle ya da kenarda beklemesiyle yüreğiniz ağzınıza gelse de inanılmaz güzel bir Boğaz keyfi yaşıyorsunuz.Yolculuk sadece 5 dakika sürüyor ama eğlencesi muhteşem ..İstanbul’a ilk kez gelen bütün misafirlerimizi mutlaka Emirgan’a geçiririz 😉

Dönüşte ise Emirgan iskelesinin yanına kadar gelip motor taksiyi aradığınızda gelip sizi hemen alıyorlar.Buarada yazın karşıya gece geçmek de inanılmaz romantik ;)Işıl ışıl İstanbul manzarası ve denizin tam ortasındasınız wuuuuu heycanlandım vallaha 🙂

Buarada çocuğunuz varsa da hiç tereddüt etmeden bu motor taksileri kullanabilirsiniz. Biz küçükken de annem ,arkadaşları ve onların çocuklarıyla birlikte biner ve Emirgan’a kahvaltıya giderdik…Çocuklar için de çok keyifli..Buarada maksimum 6-8 kişi alıyor.( Emirgan yerine Bebek ,Ortaköy ya da Beşiktaş’a gitmek isterseniz fiyatlar 20 TL ve 60 TL arasında değişiyor.)

Motor Taksinin telefonu:0216 322 81 93

Emirgan’ da inip Bebek’e doğru yürümeye başladık , Bebek de waffle molası verdikten sonra bol enerjimizle yürüyüşümüze devam ettik..Bütün gün keçi gibi ordan oraya zıplayıp durmak çok güzeldi tabii ama eve döndüğümüzde pertimiz çıkmıştı..Birazdan sandviçimi ve çayımı hazırlayıp Umutsuz Ev Kadınlarının başına geçeceğim..Bakalım deli Yasemin neler yapacak 😉

Hepiniz için muhteşem bir hafta olsun..Hiç aklınızda yokken uzaktaki sevdiklerinizden harika sürprizler gelsin inşallah ,hatta toplanıp hepsi size gelsin :)Çok mutlu olun..