Tag Archives: kahvaltı

Kuşadası’ndan..Şirince’ye..

Standard

Gelelim 2 günlük minik seyahatimizde gezdiğimiz ,gördüğümüz yerlere;

İlk akşam sevgili Fatihciğim bizi harika bir restorana götürdü.Restoranın adı :

Marina Deniz Restaurant.

İstanbul’da yaşayan ve boğazda türlü balık restoranlarına gitmiş biri olarak ,hayatımda yediğim en güzel mezeler ve en güzel levreği bu restoranda yedim. İzmir’de yaşayan ve balık piri olan sevgili çiftimiz Gökkaya’lar bile ,hususi bu restorana gelmek için ,aralarında göz kontaktı yaşadılar  😉 Bay Gökkaya ” nasıl buldun ? ” tarzında kafası ve gözleriyle mimik yaptı ve Bayan Gökkaya’da onaylayan gözlerle yanıt verdi 🙂

Restoranın ustalarının yaptıkları işten aldıkları zevk resmen ürünlere yansımış. Restoran aynı zamanda et ürünleri de yapılıyor.Restoranın yeri ise çok basit hemen Kuşadası marina içerisinde. Kuşadasına yolunuz düşerse mutlaka ama mutlaka tavsiye ederim..

Bu muhteşem ziyafetten sonra eve kaçtık.

Sabah evde en erken ben kalktım , şööyle bir odayı havalandırmak için balkonun sürgülü camını kenara küüüüt diye çektim ve aynı anda dışarıdan bir alarm sesi yükselmeye başladı , “ayyy birine hırsız girdi görüyo musun ” diye dışarılara bakınırken  birden bire yan odadan ,patır patır bir koşma sesi geldi ve birden alarm sustu.. Alarm sesi bizden geliyormuş , pencereye takılı alarm sayesinde herkes uyanmış olduu 🙂

Sabah kahvaltısı için yine harika bir yere gittik.Kuşadası Çamlık yolu üzerinde bulunan yeşillikler içerisinde  bir mekan : GARDEN by SÖZLÜM Restaurant . İşletme sahibi Kuşadası’nın yerlisi ve Kusadasi halkının kendisine taktığı lakap ile anılıyormuş.Sözlüm Mehmet diye biliniyormuş 🙂 Bu arada sevgili Sözlüm Mehmet Bey’in Ege mutfağına kazandırdığı bir de Sultan Kebabı isimli yemek varmış.Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları ve yemek CD leri dergilerde satılmış.

Gelelim bu harikalar yaratan beyefendinin mekanına.. Restoran bahçe içerisinde ,çocuk parkı ve çocukların koşuşturacağı çok rahat bir yer. Menüde yok yok.Masamıza oturduk ve saniyeler içinde masa doldu. Ve biz tükettikçe ara sıcaklar gelmeye başladı.

Kahvaltı menüsü : 4 Çeşit peynir, Siyah ve Yeşil zeytin , bal ,tereyağı ve reçel çeşitlerine ek olarak ; beyaz peynirli yeşillikli gözleme, patlıcan kızartması, kısır, zeytinyağlı dolma, domates, salatalık, roka ,nane, domatesli -peynirli -salatalıklı karışım, Galeta ununa bulanmış kırmızı biber kızartması ,sahanda yumurta ,sosis , süzme yoğurt….. Daha unuttuğum neler vardı kimbilir..

Kahvaltıdan sonra kahvelerimizi içerken birden Cem hadi Şirince’ye gidelim dedi..Bir gün önce aynı teklifi İlknur yaptığında “ay yoook ne işimiz var şimdi biz sizi görmeye başladık “demiştik.. E 2 gün göz göze diz dize oturup bayağı bir doyulunca karşılıklı ,artık gezme fikri daha güzel gemişti 😉

Karı Koca Tur rehberi olan İlknur ve Fatih’i sağımıza solumuza alıp Şirinceye gittik..

Şirinceye bayıldım, hakikaten çok şirince bir yer 🙂 Özel aracınızla giderseniz Kuşadasından İzmir yönüne doğru giderken 15-20 dk. sürüyor. Yol keyifli, hatta Şirinceye gelmeden 10 dk önce dağ yolunda kıvrıla kıvrıla yukarı çıkıyorsunuz.

Şirinceye vardığınız noktada zaten hediyelikçiler başlıyor.Her yerde organik kekik , sumak  gibi baharatlar ,ev yapımı tarhana ,el örgüsü bebekler, patik ve yelekler vs. satan şirin teyzeler  var.. Hiç bir şey bulamıyorlarsa papatyalardan taç yapıyorlar..

Daracık sokaklar arasında karşılıklı tezgah kurmuş teyzelerin arasından çok dik olan bir tepeye tırmanıyorsunuz. Burada bir kilise var, aşağı baktığınızda Şirince’yi kuş bakışı görebiliyor ve  orada bulunan  kafede keyif yapabiliyorsunuz.

(Kiliseden aşağı inerken sağ tarafta kalan başka bir şirin kafe.. )

 Tam merkezde bir köy kahvesi var , halkın arasına karışmak isterseniz ağaçlar altında pöfür pöfür esen ılık rüzgara karşı çayınızı içebilirsiniz 😉

( Bu pisicik de yanımızadan hiç ayrılmadan ,gözlerini kapatarak güneşlendi..Günlük D vitamini ihtiyacını aldı ve kayıplara karıştı ..)

Şirince’yi de gezdikten sonra artık kısa tatilimiz bitmiş evlere dönecekken İlknurcuğum ” lütfen Kuşadası’na bizim eve dönelim ,size dondurma ikram etmeyi unuttum!! “dedi .. ( zaten dondurmaya gelinceye kadar milyon tane şey ikram ettiği için , dondurmayı unutması çok normaldi 😉 ) Eve dönelim dondurmadan sonra gidersiniz dedi.. İşi iyice abartıp “ama ben yapmıştım  😦 ” de-di ?! Ve tabii ki bu minik pembe yalana bizim boğaz düşkünü eşlerimiz hemen kandı veee tekrar Kuşadası’na döndük 🙂 Ben hemen bavulu hazırladım , salona döndüğümde İlknur dondurmadan ziyade yine harika bir masa kurmuş bizimkilerse hapur hupur yemeye başlamışlardı bile..Herkesin yüzünde yukarıdaki kedinin suratı gibi keyifli bir ifade 🙂 Dondurmalarsa Carte Dore’un çilekli dondurmasıydı ama İlknur için o zafer dolu anlar paha biçilemezdi 🙂

Yıllar yollar gerçek dostluklara hiç bir zarar veremez aksine hep yaşanan özlemler sayesinde daha da bir perçinlenir.. Seneler  sonra yeniden bir araya gelindiğinde , sohbetler kaldığı yerden devam eder.. Hayatlar bambaşka olmuştur artık ama hiç bir yabancılaşma olmaz.. Sadece büyümüşüzdür artık, geçmişte yaptığımız hataları daha doğrusu “salaklıklar”ı şimdi gülerek , o günlere hiç bir anlam veremiyerek andığımızda ,o günleri bire bir yaşarız..

Hepinize birbirinden değerli dostluklar, çoook güzel paylaşımlar diliyorum.. Bir sonraki gezimize kadar İstanbul yazılarına devam 😉

Göksu’da şirin bir mekan..

Standard

Bu sabaha süper bir aile kahvaltısıyla başladık..Annem -Babam- Gülşah ( Kuzenim yani kızkardeşim desem daha doğru ama biyolojik olarak kuzenim ,teyzemin kızı yani ) , Canım Abim ve blog’u kurmamda son derece bana destek olan ,sonuna kadar gaz veren, yarım saat konuşmasıyla beni şıp diye ikna eden biricik eşi Aylin 🙂

Kahvaltı yapıldı,sohbetler edildi, kahveler içildi ama fallar bakılamadı çünkü son görüşmemizde falımda söylediği herşeyin çıktığını öğrenen Aylin korktu ve “ayyy tööbe ben bi daha bakmam fal filan “dedi : ))) Neyse bu defa karambole geldi bir dahakine inşallah 😉

( Bu da bakılamayan falım .. )

Kahvaltı sonunda herkes evlere dağıldı,yarım saat sonra Annemle Gülşah beni Göksu’ya davet ettiler..Bilmeyenler için ;Göksu Deresi Anadoluhisarı’ndan Boğaz’a dökülen  ,tarihi taa Osmanlı’ya dayanan  şirin bir yer.Osmanlı zamanında sandal sefaları yapılan, filmlere ve tablolara konu olan meşhur dere..

Dere çevresinde kimi yerlerde karşılıklı olmak üzere,her bütçeye uygun  çok şirin kafeler ve restoranlar var.Biz bugün Göksu Cafe’deydik.Buz gibi havada sıcacık ev yapımı sahlep harika geldi. Buarada gün boyunca Gülşahcığım bizler için harika fotoğraflar çekti:)

 ( hımm şapırt …)

(Martılar da en güzel yeri kapmışlar 🙂 )

Güzel gezimiz havanın kararması ve soğuğun artmasıyla son buldu..Muhtemelen annemler şuanda yoldan aldıkları kestaneleri pişirmiş yiyorlardır:) Buradan kendilerine afiyet olsun dileklerimi iletiyorum 😉

Harika bir hafta olsun, bütün dilekleriniz birer gün arayla gerçekleşsin ,hangi birine sevineceğinize şaşırıp kalın 😉

Yaşasın Kızlar,Yaşasın Haftasonu,Yaşasın Kahvaltı !

Standard

Bugün kızlarla kahvaltı günüydü,geleneksel ÇankayaPalace kahvaltılarımızı bizi tanıyanlar bilir 😉 Bu defa sadece kızlara özgü bir kahvaltıydı ,gerçi Cenk ” banane ben kızlarla kahvaltı yapmıcak mıyııım 😦 ” diye olay çıkartsada son anda babamdan gelen güzel bir cumartesi  gezmesi teklifiyle ,O da  kendine güzel bir program yapmış oldu..Yoksa yan odada bütün gün PS oynayacaktı :)Sabah evden çıkmadan herzaman yaptığı gibi son röruşları kontrol etti , eski bir turizmci olarak masanın genel düzeni ve eksiklerle ilgili  birkaç detay ekledi..Ekmek ve simitlerimizi aldı , herzaman ki gibi peçetelere taktı ve son olarak tüm peçeteleri ,kelebek şeklinde peçeteliğe yerleştirdi ve gitti 🙂

küçük şirin mutluluklarımdan bir kaçı :)

(Kelebek haline gelen peçetelerimize ait fotoğraf kazaya kurban gittiği için yerine ,mutfaktaki küçük şirin mutluluklarımdan bir kaçının resmini ekledim;)

Menümüz genişti,taa Ege’den kayınvalideciğimden gelen muhteşem ayva reçeli ve erik marmelatı , zeytinyağı..Trabzon’dan teyzoşumun çok sevdiği komşusu Müzeyyen Teyzeden gelen şeftali reçeli ,anneciğimden gelen çıtır börekler ve miss gibi bal..Kek ve zeytin ezmeli kanepeler benim eserim ve kalanlarsa markettendi 🙂

Süzme yoğurdun üzerine nane serpildi,zeytinyağının üzerine kekik,pul biber ve limon,kaymağın üzerine ayva reçeli döküldü afiyetle yedik..

Bunca kalorili masada konuşulan en önemli konu “diyet” di..Bir yandan iştahla yiyip, bir yandan da nasıl kilo verilir onu konuştuk..İrem protein ağırlıklı diyetten yanaydı, Gamze ise herşeyden azar azar yiyip abartmadan da kilo verilebileceğini savundu..Büşra kadın dergisinde çalıştığı ve bu konuları teknik olarak gayet iyi bildiği için birkaç fikir verdi..Sema ,Zeynep ve bense bu konuların masada değil yemekten sonra daha rahat konuşulabileceğini savunurken bir yandan kaymaklı ayva reçeli ikilisini kapışıyorduk ..Canınız sıkkınsa Zeynep’e takılabilirsiniz.. O nerede ne yenir , üstüne nerede ne içilir , gece yarısı hangi restoranlar açıktır gayet iyi bilir..Hiç öyle kalori hesabı falan yapıp insanı yormaz kendide yorulmaz ,içiniz rahat bi şekilde çatlayana kadar yiyebilirsiniz..( Yani gece yarısı 1 büyük pizzayı iki kişi bitirmişliğimiz vardır..Zaten o günden sonra Zeynep’e giderken tok gidiyorum 🙂 )

Esracığım bebek beklediği için tercihini masadaki en organik en sağlıklı mamalardan kullandı 🙂 Ara öğünlerindeyse yanında getirdiği kuru kayısı ,ceviz vs..lerini tüketti.. (  Esracığımın son hız araştırmalarını sürdürdüğü ve bizimle paylaştığı ,hamilelik ,doğum ,bebek,baby shower party vs.. ilgili şeyleri şuan pek ilgi alanıma girmediği için anlatmıyorum 😉

Neyse masamıza dönelim ;

İzmirdeyken ,İstanbul’a ait en çok özlediğim şey simitti.. Gevrek’i pek sevemedim ,özellikle Konak iskelesinin önünde “İstanbul Simidieeee” diye bağıran ve gerçekten  kıvrık İstanbul simiti satan amcayı gördüğüm an en mutlu olduğum anlardandı 😉 (Gevrek daha düz ve daha ince oluyor .)

Böyle iştahlı ve sağlık muhabbetli bir günün sonunda misafirlerimi uğurladım..Birden ev boş geldi hemeeen anneciğimi çaya davet ettim ,karşılıklı çaylarımızı içtikten sonra beyler geldi :)Bütün gün neler yaşadıklarından ,yanlış otobüse nasıl binip, paldır küldür indiklerinden filan bahsettiler.. Otobüs yolculuğu yapmak pek sarmamış ,halkın arasına karışmak yaramamıştı 🙂 Hele otobüs şoförünün çift bilet alacağını babama önceden söylememesi çok tuhaf olmuş..Sonuçta şoförün binen her yolcuya bunu izah etmesi gerekir değil mi? (!)

Her gününüz çok eğlenceli geçsin..Sevdiklerinize zaman ayırın ..Çok mutlu olun..