Tag Archives: hayat

Bir dost ..Bir yazı..

Standard

Cuma günü sevgili arkadaşım Deryacığımdan bir mail geldi..Bekir Coşkun’dan bir yazı yollamış..Siz yazıyı okumadan önce sevgili arkadaşımdan birazcık bahsetmek isterim ..Derya benim ilkokuldan sınıf arkadaşım ama 13 yaşındayken bizim apartmana taşınmalarıyla ,ilk gençlik dostluğunun temelleri atılmış oldu..

İlk aşklar, ilk odaya kapanmalar,ilk sırlar hep ,birlikte oldu..Odalarımızın pencereleri karşılıklıydı , gece yarısı birbirimizin penceresine kesme şeker, fındık vs. atıp camdan cama konuşuyorduk. Arada abimin kendi penceresinden çıkıp ” öff yeter be susun film izleyemiyorum ” diye carlamasıyla ,tıp diye sesimizi kessek de ,10 dk. sonra aklımıza birşey gelir yine pencereye gelen çıt sesiyle ,cama koşardık..  Sonra ilk cep telefonları alındı ..Derya ilk yutdışı seyahatinde Paris’te  Eiffel Kulesinin altından ilk beni aradı 🙂 ( Ne yapsın kızcağız o zaman sevgili filan yok tabii ; ) ) Sonra üniversiteler kazanıldı, Deryoroloş Eskişehir’i ,Ebrashca İzmir Çeşme’yi kazandı..(Pardon o zaman henüz Ebrashca değil ” Ebroroloş” tum.)Valizler hazırlandı..Yollara düşüldü..Hep karşılıklı mektuplar yazıldı..Her doğumgünü hediyeler kargolandı..

Okullar bitti İstanbul’a dönüldü..İlk iş heyecanı..İlk maaşlarla karşılıklı hediyeler.. ( Bir ara ikimizin işyeri de aynı binadaydı?! Koskoca İstanbul’da yer kalmamış gibi, aynı plaza da farklı şirketlerde çalışıyorduk 🙂 ) Sonra aynı yıl nişanlandık..Çeyizler yapıldı,evlilik alışverişerine gidildi..Ve yine aynı sene 4 ay arayla evlendik..Gelinliğiyle babasının evinden çıkarken de, düğününde çocukluk arkadaşımız Utku için ” Sonsuza dek bütün kalbimle EVET! ” dediğinde de ,  bir yandan bütün yukarıda yazdıklarım gözümün önünden geçiyordu, bir yandan ağlıyordum.. Kendi düğünümdeyse ilk dansımızı yaparken , o loş ışıkta onca kalabalık arasında onun dolmuş gözlerini yakalamıştım..

Şimdiyse evli bayanlar olarak karşılıklı akşam çaylarına,yemeklere  gidiyoruz ,birbirimizden yemek tarifleri alıyoruz;) Bebek içinse sanırım yine birbirimizi bekliyoruz 😉 Birimiz yaparsak diğerimiz de gaza gelecek gibi;)

İşte sevgili dostumdan gelen Cuma günü yazısı ;

D A R  A Y A K K A B I

O bayram bana ayakkabı almaya karar verdiler.

Hazır ayakkabı satan mağaza yoktu şehirde.
Tek ayakkabı yapan dükkanında ayakkabıcı çıplak ayağımı bir kartonun üzerine koydu, iyice basmamı söyledikten sonra ağzındaki kurşun kalemi eline alıp ayağımın çevresini çizdi.

O ayağımın çizildiği karton benim ayakkabı numaramdı.Günlerce yeni ayakkabılarımın hayalini kurdum. Babamın anlattığına göre ayakkabılarım siyah ve bağcıklı olacaktı.

Kapının her çalınışında koştum.Ayakkabılarım bayramdan bir gün önce geldi, siyah-bağcıklı.O gün onları giymedim. Bayram gecesi yatağımın altına yerleştirdim yeni ayakkabılarımı.

Arada bir kalkıp kutusundan çıkartıyor, yere koyuyor, yukarıdan, yandan, önden bakıp duruyordum. Parlak ve yuvarlak burnunu gecenin karanlığında kim bilir kaç kez okşadım.

Uyku girmedi gözüme.

Sabahleyin ev ahalisi kalktığında, ayakkabı kutusu kucağımda sandalyede oturuyordum ben.

Ayakkabımı babam giydirdi.Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım, dardı ve canımı yakmıştı.

Ama bunu babama söylemedim. O “Sıkıyor mu?” diye sordukca “Hayır” yanıtını veriyordum. “Dar, ayağımı acıtıyor” desem, geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.

O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm.

Bir süre sonra acı dayanılmaz oldu.
dişimi sıktım.
Topalladım.
Soranlara “Dizimi vurdum” dedim, ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim.

Doğrusunu isterseniz yaşam dar ayakkabıyla yürümektir.
Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş…
Kimi zaman bir mekan dar ayakkabı olur bize, kimi zaman bir çevre, kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir…
Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya dönüşür.
Kimi zaman zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez.
Kimi zaman zenginlik, kimi zaman başınızı koyduğunuz yastık…
Canınız yanar.
Topallaya topallaya gidersiniz.
Sonradan öğrendim yaşamın dar ayakkabıyla yürüme sanatı olduğunu.

Bekir Çoşkun

Hayat zor evet ama sevgiyle , sevdiklerinizle, çok daha çekilir hale geliyor.. Ayakkabınız acıtıyorsa , kafanızı yukarı kaldırın ,hayatın güzelliklerini görmeye çalışın..Acınızı unutun başka yere odaklanın..Bütün güzel dostluklar sizin olsun , hep çok mutlu olun.. ( Bugün birazcık duygusal mı olduk 😉 Neyse yarın telafi ederiz..)
 
Reklamlar

Hayatı zorlaştıranlara..

Standard

Bazen ne kadar çok yük biniyor üzerinize değil mi? Dışarıdan iyilik meleğisiniz, herşeye koşuyorsunuz,seviliyorsunuz, insanlar sizden herşeyi isteyebilir..Yine karşı komşuyla karşılaştınız çen çen çen çen ..Çok anlatıyor ama n’apalım kadıncağız yalnız, biraz insana ihtiyacı var..ya da iş arkadaşınız ne kadar depresif ,sürekli asık suratlı..Ama n’apalım özel hayatı berbat..O’na da yazık…    ya da ” Eda’yda yine tartıştık , off yaa içimdekileri söyleyemedim , ama bak bi daha konuyu açarsa iki çift lafım var Onaaa!! Aptal Eda, salak, bi de gerizekalı!!  ya da ” İşten geldim aşırı yorgunum dahası insan görmek istimiyorum.. Zırr telefon ” Sana bOommmmmba dedikodularım var , hani o angora kazak vardı ya, tavşan tüyü beee hani pembiş pembiş , heh allldımmm!! kaç para ?!!? 180tl’ye inmiş kısıııııım accaip ucuuuuz!! Sonra hani o deri tayt vardı ya…….bıdı.. bıdı..bıdı….

İçten nekadar yorgunsunuz değil mi?..Ama bunu bu hale getiren insanlar değil sizsiniz.

  • Sürekli herkesi idare etmek zorunda olan misyonunuzu değiştirin artık..O görev bitti şimdi yenisi geldi..Artık önplanda kendi istekleriniz var.
  • Herkesle iyi geçinmek zorunda değilsiniz.Sırf ayıp olmasın diye istemediğiniz şeyleri yapmayın.Herkese karşı toleranslı olmak güzel ama artık durum canınızı sıkmaya başladıysa hiç gerek yok.
  • Yaşadığınız her olayın sonunda ” ayy ya şöyle olsaydı ,ya böyle olsaydı..” falan olsaydı filan olsaydı deyip konuyu iyice çekilmez hale getirmeyin.Sonuçta yaşamışsınız bitmiş, e şükür atlatmışsınız da daha ne istiyorsunuz?
  • Biriyle ters düştünüz..Tartıştınız..Sorunu hallettiniz ya da halledemediniz ,akşam uykularınızı kaçırıp sabaha kadar karşılıklı diyalog yazmanıza gerek yok.. “Ben şunu dedim o bunu dedi, keşke şunu deseydim,O da pısırık sonuçta böyle derdi , sonra ben ayyynen şunu derdim aptal zaten yerdi bütün lafları” .. E madem aptaldı tartışırken yedirseydiniz lafları??! Geçmiş ola ..Konuyu değiştirin ,3 ihlas 1 fatiha okuyun ve uyuyun..
  • İnsanlara karşı beklenti içine girmeyin..Kensi işinizi kendiniz halledin..Yorulun ölün ama kimseye minnet etmeyin..He etrafınızda varsa her işinize koşan el pençe olan yakınlarınız o zaman şanslısınız dibine kadar kullanın..( Sahi var mı öyle bir ütopya? )
  • Hayata bir kere geliyorsunuz ve gerçekten özelsiniz..Kendiniz olur olmaz her yükün altına sokmayın, herşeye eyvallah demeyin, istemediğiniz hiçbirşeyi yapmayın…

Tabii ki bunlar sizden ilk defa bişey rica eden birine karşı yapılacak tavır değildir..Yani kırk yılda bir size işi düşen birine “ayyy modumda diilim  ,yapamam, zaten hayata bir defa geliyorum ” gibi anormal tepkiler zaten gerkesiz olur . Sadece sıklıkla karşılaştığınız ve sizi artık bunaltan durumlar için geçerli..

Çok sevdiğiniz bir yakınınızla tartıştığınızda buna üzülmeniz normal.Normal olmayan tartışmayı kafanızda sürekli kurup yeni senaryolar yazıp ,gereksizce kinlenmeniz..Lütfen kendinizi önemseyin ve birazcık gamzsız olun..Vaktinize yazık ve beyninizi yormanıza tabii..Hayat zaten yeterince zor,çalışma hayatı, ev hayatı..Eşiniz, aileniz ,çocuklarınız ,bütün bunlar birarada nekadar güzelse bir okadar da zor , bir de olayları çekilmez hale getirip iyice zorlaştımayın hayatınızı.. Kendinizi kurmayın..Rahat bırakın su akar yolunu bulur..Bugün yanlış anlaşıldığınızı düşündüğünüz ,kafanızda büyüttüğünüz bir olayın yarın tamamen kafanızdan silindiğini göreceksiniz..E neden daha önce kendiniz silmiyorsunuz?Kendinizi rahat bırakın.. Rahat olun..Relaxxxx…

Hepinize huzur dolu çok mutlu günler..Yağan kar hepinize sağlık ve cebinize bereket getirsin.. Bugün çok güzel haberler alın..