Tag Archives: ebrashca

Ebrashca hayat kurtarır (mı acaba? )

Standard

Sabah Cenk Bey söylenmeye başlar..

“İşte tam şuraya koymuştum , anahtarımı ama gitmiş burdan..Kimbilir nerede?.. Off Ebrashca yaa……Ben dün kendim açtım anahtarla kapıyı hatta sen tam şurada durmuş telefonla İlknurla konuşuyordun.. ” bıdı bıdı bıdı…. ( Olay yeri incelemisini de yaptık..)

Buarada önemli olan, sandığınız gibi Cenk’in anahtarlarını kaybetmesi değil  anahtarlığını kaybetmesi!

Anahtar yapılır ama o anahtarlık tekrar bulunamazmış efendim , o anahtarlığı Mısır seyahati sırasında ,ayılıp bayılıp satın aldı.. Hatta bir de yedek aldı ,kimselere de vermedi çeyizinde duruyor pakediyle..Şekli tıpkı haç gibi , eski  Mısır’da ” hayatın anahtarı ” anlamını taşıyan ” key of life ” diye geçen mübarek bir anahtarlık anlayacağınız..

(Heeh bak resmini de buldum size.. )

Sonuç olarak son anda farkettim ki bu değerli anahtarlık ve anahtarlar , benim tarafımdan sevgili kocacığımın cebinden aşağı sallanır halde bulundu.. Köstekli saat gibi asmış bir de kemerine ?! Şu mübarek ramazan ayında ,yolda yürürken radikal islamcılara denk gelecek , alacaklar o haçı, indirecekler bizimkini yere o olacak.. Tövbe tövbee..

“Al işte burda aşkııım ?! … Yaşlanıyorsun Cenk….”

” ?????!! Bi’şey var da anlayamadım.. Ama sağol Ebrashca valla her eve lazımsın..”

(Oyy yıkılmıııııış ,yerim o diliniiii… )

Zaman geçtikçe karakterler tersine dönüyor sanırım..Eskiden ben daha paniktim hem de nasıl..

Bir kaç yıl önce ( sanırım nişanlı bile değildik.. ) Cenk’in çalıştığı otelin lojmanında tadilat vardı.. Cenk bir seyahatten dönmüştü , döndüğünde bir sürpriz O’nu bekliyordu.. Kendi odasının hemen yan odası inşaat işçilerine tahsis edilmişti..

Ben bunu duyduğum an telefonda ;

Ben : Cenk!! Hemen yatağını kapının önüne çek hatta sandalye , bavul ne varsa üst üste koy lütfen 😦

Cenk : Ebrarcım sakin ol, canavar değil insan var yan odada..

Ben : Cenk lütfen bak bütün gece her saat başı beni ara , polisin numarasını da en üste kaydet , bak ciddi bir durum bu !!

Cenk: Off  Ebrarcım tamam için rahat edecekse……. derkeeen kapı çaldı!!! Tok …Tok …. Tokkkkkkkkk

Ben : CeeeeEEENK!!!!!!!! Hüü açma lütfen Allah’ım bu da mı gelecekti başımızaaa!! Cenk seni seviyorumm!!

Cenk : ( minicik harfler ve kısılmış sesle  ) Ebrarcım lütfen ! Kapatıyorum kapıyı açmam lazım, ( ve gürleyerek ) Kim O!!?!

İşçi: Ağbey açsan sen kapıyııığğ , benem yan taraftan..

Ben : Cenk lütfen!! Bak ne dicem aç ama hemen muhabbete gir, sen evli misin canım , çocuk var mı , şimdi zor olur çocuklar uzakta  filan de!!

Cenk: Neden ? Canımı yakmadan  yesinler diye mi??

Ben : Allahıııım Cenkk lütfen açma ozamaaan!!

ve Cenk kapıyı açar..

İşçi : Ağbey gel çay içek! ( ayyy ama yaaa 😦  e bu iyi niyetli davet karşısında gözlerim dolmuş ve klasik sulugöz Ebrashca olarak ağlamaya başlamıştım… İçlendim ne bileyim adamlar hakikaten ailelerinden uzakta yaşıyorlar , öyle kargacık burgacık yerlerde ,inşaatlarda yatıyorlar filan….Derken Cenk’in aşırı insancıl tarafıyla yer yüzüne geri indim..)

Cenk: Oooo sağolasın ustam yaa gelirim tabii, gelmem mi!

Ve bana döner, Ebrarcım kapatmam lazım görüşürüz sonra!

Ben : Cenk sen deli misin ? manyak mısın? otur oturduğun yerde bir gece de çay içmeyiver n’oluyosun?!

Cenk: Şurda Halley’ler vardı, heeeh, dur bi tabağa koyayım..

Ben: Cenk Allah seni bidii gibi yapsın , git anasını satayım , git yesinler seni!!

Cenk: İyi uykular Ebrarcım arıcam seni sabah.. (Sanırsın ilkokul arkadaşına kavuşmuş..)

Ve Cenk gider çay içmeye , gece odasına döndüğünde de hoplaya zıplaya beni arar.. Yazık işte onlar da gurbete gelmişler, doğulularmış ( ay bende Karşıyakalılar sanmıştım..) Çoluk çocuk var tabii, bırakmış gelmişler hödö bödö bödö bödö..

Neyse o geceyi her hangi bi olay yaşamadan atlattık, gerçi yaşayacağımız olay benim yaratacağım olaydan ibaretmiş 🙂

Neyseki şuan bu sabırsız kriz hallerim yerini çok olgun bir hanımefendiye bıraktı ( ehem ehem yani 😉 ) – Eminim Cenk bu kısmı okuduğu an gözlerini devirmiştir..  )

Güzel gelişmeler, sevgi dolu kavuşmalar ve mutlu sıcacık sohbetler bugün sizin olsun.. Çok korktuğunuz, bunun altından bir pislik çıkacak dediğiniz olaylar dönsün dolaşsın mutluluk olarak kucağınızda patlasın..

Mutlu günleeeeeeer 🙂

 

Bir dost ..Bir yazı..

Standard

Cuma günü sevgili arkadaşım Deryacığımdan bir mail geldi..Bekir Coşkun’dan bir yazı yollamış..Siz yazıyı okumadan önce sevgili arkadaşımdan birazcık bahsetmek isterim ..Derya benim ilkokuldan sınıf arkadaşım ama 13 yaşındayken bizim apartmana taşınmalarıyla ,ilk gençlik dostluğunun temelleri atılmış oldu..

İlk aşklar, ilk odaya kapanmalar,ilk sırlar hep ,birlikte oldu..Odalarımızın pencereleri karşılıklıydı , gece yarısı birbirimizin penceresine kesme şeker, fındık vs. atıp camdan cama konuşuyorduk. Arada abimin kendi penceresinden çıkıp ” öff yeter be susun film izleyemiyorum ” diye carlamasıyla ,tıp diye sesimizi kessek de ,10 dk. sonra aklımıza birşey gelir yine pencereye gelen çıt sesiyle ,cama koşardık..  Sonra ilk cep telefonları alındı ..Derya ilk yutdışı seyahatinde Paris’te  Eiffel Kulesinin altından ilk beni aradı 🙂 ( Ne yapsın kızcağız o zaman sevgili filan yok tabii ; ) ) Sonra üniversiteler kazanıldı, Deryoroloş Eskişehir’i ,Ebrashca İzmir Çeşme’yi kazandı..(Pardon o zaman henüz Ebrashca değil ” Ebroroloş” tum.)Valizler hazırlandı..Yollara düşüldü..Hep karşılıklı mektuplar yazıldı..Her doğumgünü hediyeler kargolandı..

Okullar bitti İstanbul’a dönüldü..İlk iş heyecanı..İlk maaşlarla karşılıklı hediyeler.. ( Bir ara ikimizin işyeri de aynı binadaydı?! Koskoca İstanbul’da yer kalmamış gibi, aynı plaza da farklı şirketlerde çalışıyorduk 🙂 ) Sonra aynı yıl nişanlandık..Çeyizler yapıldı,evlilik alışverişerine gidildi..Ve yine aynı sene 4 ay arayla evlendik..Gelinliğiyle babasının evinden çıkarken de, düğününde çocukluk arkadaşımız Utku için ” Sonsuza dek bütün kalbimle EVET! ” dediğinde de ,  bir yandan bütün yukarıda yazdıklarım gözümün önünden geçiyordu, bir yandan ağlıyordum.. Kendi düğünümdeyse ilk dansımızı yaparken , o loş ışıkta onca kalabalık arasında onun dolmuş gözlerini yakalamıştım..

Şimdiyse evli bayanlar olarak karşılıklı akşam çaylarına,yemeklere  gidiyoruz ,birbirimizden yemek tarifleri alıyoruz;) Bebek içinse sanırım yine birbirimizi bekliyoruz 😉 Birimiz yaparsak diğerimiz de gaza gelecek gibi;)

İşte sevgili dostumdan gelen Cuma günü yazısı ;

D A R  A Y A K K A B I

O bayram bana ayakkabı almaya karar verdiler.

Hazır ayakkabı satan mağaza yoktu şehirde.
Tek ayakkabı yapan dükkanında ayakkabıcı çıplak ayağımı bir kartonun üzerine koydu, iyice basmamı söyledikten sonra ağzındaki kurşun kalemi eline alıp ayağımın çevresini çizdi.

O ayağımın çizildiği karton benim ayakkabı numaramdı.Günlerce yeni ayakkabılarımın hayalini kurdum. Babamın anlattığına göre ayakkabılarım siyah ve bağcıklı olacaktı.

Kapının her çalınışında koştum.Ayakkabılarım bayramdan bir gün önce geldi, siyah-bağcıklı.O gün onları giymedim. Bayram gecesi yatağımın altına yerleştirdim yeni ayakkabılarımı.

Arada bir kalkıp kutusundan çıkartıyor, yere koyuyor, yukarıdan, yandan, önden bakıp duruyordum. Parlak ve yuvarlak burnunu gecenin karanlığında kim bilir kaç kez okşadım.

Uyku girmedi gözüme.

Sabahleyin ev ahalisi kalktığında, ayakkabı kutusu kucağımda sandalyede oturuyordum ben.

Ayakkabımı babam giydirdi.Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım, dardı ve canımı yakmıştı.

Ama bunu babama söylemedim. O “Sıkıyor mu?” diye sordukca “Hayır” yanıtını veriyordum. “Dar, ayağımı acıtıyor” desem, geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.

O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm.

Bir süre sonra acı dayanılmaz oldu.
dişimi sıktım.
Topalladım.
Soranlara “Dizimi vurdum” dedim, ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim.

Doğrusunu isterseniz yaşam dar ayakkabıyla yürümektir.
Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş…
Kimi zaman bir mekan dar ayakkabı olur bize, kimi zaman bir çevre, kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir…
Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya dönüşür.
Kimi zaman zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez.
Kimi zaman zenginlik, kimi zaman başınızı koyduğunuz yastık…
Canınız yanar.
Topallaya topallaya gidersiniz.
Sonradan öğrendim yaşamın dar ayakkabıyla yürüme sanatı olduğunu.

Bekir Çoşkun

Hayat zor evet ama sevgiyle , sevdiklerinizle, çok daha çekilir hale geliyor.. Ayakkabınız acıtıyorsa , kafanızı yukarı kaldırın ,hayatın güzelliklerini görmeye çalışın..Acınızı unutun başka yere odaklanın..Bütün güzel dostluklar sizin olsun , hep çok mutlu olun.. ( Bugün birazcık duygusal mı olduk 😉 Neyse yarın telafi ederiz..)